⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 379
🕐 Son Güncelleme: 10.09.2026 08:10
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ankara’nın Hatti ve Hitit dönemine ev sahipliği yapan Külhöyük bölgesindeki kazılarda, 4 bin yıllık bir Hitit kabı içerisinde endemik Sevgi Çiçeği’ne ait tohum kalıntıları bulundu.
- Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi iş birliğiyle sürdürülen çalışmalarda elde edilen bulgular, bitkinin Anadolu coğrafyasındaki binlerce yıllık varlığını kanıtlıyor.
- Keşif, Anadolu’nun flora tarihine dair yeni veriler sunarken, bölgenin arkeolojik önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Ankara’nın tarih öncesi dönemlerine ışık tutan Külhöyük, son dönemde gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda tüm dikkatleri üzerine çeken bir buluşa ev sahipliği yaptı. Bölgede yürütülen kazı çalışmalarında, 4 bin yıllık olduğu tespit edilen bir Hitit kabının içerisinde, bugün dünyada yalnızca Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yetişen endemik Sevgi Çiçeği‘nin (Centaurea) tohum kalıntılarına ulaşıldı.
Anadolu’nun Flora Tarihine Yeni Bir Pencere
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, bu keşfin Anadolu’nun zengin flora tarihini aydınlatma noktasında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bakan Ersoy, “Ankara’nın 5 bin yıllık hafızasını Külhöyük’te yeni bir keşifle gün yüzüne çıkarıyoruz,” ifadelerini kullanarak, çalışmanın bilim dünyası için taşıdığı değeri belirtti.
Bugün koruma altında bulunan ve 2019 yılında coğrafi işaret tescili alan Sevgi Çiçeği’nin, Hitit dönemine kadar uzanan izleri, bölgenin ekolojik geçmişi hakkında çarpıcı veriler sunuyor. Külhöyük’te 4 bin yıllık sürpriz: Sevgi Çiçeği’nin tarihi bulundu başlıklı gelişmeler, arkeoloji camiasında büyük bir heyecanla karşılandı.
Bilimsel Çalışmalar Kararlılıkla Sürüyor
Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde yürütülen projede, Ankara Üniversitesi adına Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığındaki uzman ekip titiz bir çalışma sürdürüyor. Kazı alanından çıkan her bir buluntu, sadece mimari yapıları değil, o dönemde yaşayan toplumların gündelik yaşamlarını, tarımsal faaliyetlerini ve çevresel koşullarını anlamamıza yardımcı oluyor.
Tarihi mirasın korunması ve gün yüzüne çıkarılması süreci, modern Türkiye’nin kültürel politikaları açısından da büyük önem taşıyor. Benzer şekilde, ülkemizin farklı bölgelerindeki çalışmalar da yakından takip ediliyor. Örneğin, Adalet Bakanı Gürlek’ten faili meçhul dosyalar için flaş açıklama! gibi gündemi sarsan gelişmelerin yanı sıra, kültürel değerlerimize sahip çıkmak milli bir görev olarak görülüyor.
Külhöyük’teki kazıların devamında, bu tohumların genetik yapısının incelenmesi ve antik dönemdeki yayılım alanlarının daha detaylı analiz edilmesi hedefleniyor. Bu çalışmalar, Türkiye’nin endemik bitki çeşitliliğinin neden bu kadar zengin olduğunu anlamak adına da önemli bir temel oluşturuyor. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile koordineli olarak yürütülen bu süreç, Anadolu’nun derinliklerinde saklı kalan binlerce yıllık sırları birer birer gün ışığına çıkarmaya devam edecek.



