⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 388
🕐 Son Güncelleme: 15.09.2026 12:58
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 2026 yılı üzüm hasadı döneminde üreticiler, açıklanan düşük alım fiyatları ve verim kaybı nedeniyle ekonomik bir yıkımla karşı karşıya kaldı.
- TARİŞ ve TMO’nun belirlediği fiyatların geçmiş yılların oldukça altında kalması ve bürokratik randevu engelleri çiftçiyi mağdur ediyor.
- ÇİFTÇİ-SEN, üreticinin tüccarın insafına terk edildiğini belirterek, acilen revize ve destek çağrısında bulundu.
Türkiye’nin tarımsal üretim kalelerinden olan üzüm bağlarında bu yıl hasat dönemi, çiftçiler için tam bir hayal kırıklığına dönüştü. Çiftçiler Sendikası (ÇİFTÇİ-SEN) tarafından yapılan açıklamaya göre, 2026 kuru üzüm sezonu hem verim düşüklüğü hem de piyasa fiyatlarındaki sert geri çekilme nedeniyle üreticiler için adeta bir ekonomik çıkmaza dönüştü.
Verim Kaybı ve Maliyet Baskısı
Üreticilerin en büyük sorunu sadece fiyatlar değil, aynı zamanda iklimsel etkilerle yaşanan verim kaybı. Geçtiğimiz yıllarda 1 kilogram kuru üzüm elde etmek için 5-5,5 kilogram yaş üzüm yeterli olurken, bu sezon üzümlerdeki tatlanma oranının düşüklüğü nedeniyle bu oran 7-7,5 kilograma kadar çıktı. Bu durum, üreticinin aynı miktarda ürün elde etmek için çok daha fazla emek ve maliyet harcaması anlamına geliyor.
Piyasadaki fiyat dengesizliği ise üreticinin belini büktü. Geçtiğimiz yıl 16-18 TL bandında seyreden sumalık yaş üzüm fiyatları, bu yıl 11 TL’den başlayıp kısa sürede 7-8 TL seviyelerine kadar geriledi. Ekonomideki bu dalgalanmalar, tıpkı Kapalıçarşı’da yaşanan ekonomik gerilimler gibi, tarım piyasasında da güven ortamını sarsıyor.
TMO ve TARİŞ’e Tepki Büyüyor
Üreticilerin tepkisinin odağında ise devlet kurumlarının fiyat politikaları yer alıyor. 2024 ve 2025 yıllarında 120 TL ve üzeri fiyatlarla desteklenen çekirdeksiz kuru üzüm için, TARİŞ 2026 yılı avans fiyatını 80 TL, TMO ise 90 TL olarak açıkladı. ÇİFTÇİ-SEN, bu rakamların enflasyonist ortamda üreticiyi korumaktan uzak olduğunu savundu.
Kurumların sadece fiyat politikaları değil, randevu sistemindeki bürokratik engelleri de eleştiriliyor. TMO’nun, ÇKS kayıtlarında özellikle “kurutmalık” ibaresi bulunmayan üreticilere randevu vermemesi, sahada büyük bir kaos yarattı. Üreticiler, yıllardır uygulanan bu karma sistemin bir anda kısıtlanmasını “üreticiyi tüccarın insafına bırakmak” olarak nitelendiriyor. Tarım sektöründeki bu aksaklıklar, Samsun’da Kentsel Dönüşümde Dev Adım gibi kalkınma projelerinin aksine, kırsal kalkınmayı sekteye uğratan bir risk faktörü olarak görülüyor.
Çözüm Çağrısı: “Bu Yanlıştan Dönülmeli”
Sendika, TARİŞ’in ortaklarından alacaklarına karşılık üzüm alması ve TMO’nun randevu kısıtlamalarının, zaten borç batağında olan çiftçiyi tamamen bitireceği uyarısında bulundu. “Zaten batmak üzere olan üreticilerin batışını hızlandırmak demektir” denilen açıklamada, TMO’nun randevu kriterlerini esnetmesi ve fiyatların yeniden gözden geçirilmesi talep edildi.



