⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 401
🕐 Son Güncelleme: 16.09.2026 13:28
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye ve Suriye, diplomatik ve ekonomik ilişkileri güçlendirmek amacıyla 40’tan fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalayarak yeni bir döneme girdi.
- Şam yönetiminin bölgedeki izolasyonunu kırmayı hedeflediği bu süreç, Türkiye’yi stratejik bir tehdit olarak gören İsrail tarafında ciddi endişelere yol açtı.
- İki ülke arasındaki ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılması hedeflenirken, Tartus ile Kıbrıs arasında kurulacak denizaltı kablo hattı ile Suriye’nin Avrupa pazarlarına bağlanması planlanıyor.
Bölgesel diplomaside kartlar yeniden dağıtılıyor. Türkiye ve Suriye arasında hız kazanan normalleşme süreci, sadece iki ülke arasındaki buzları eritmekle kalmadı, aynı zamanda Orta Doğu’daki güç dengelerini de sarsmaya başladı. İsrail merkezli basın kuruluşlarının yakın takibe aldığı bu yakınlaşma, Şam yönetiminin yıllardır süren dışlanmışlığını kırma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
40 Anlaşma ile Güçlenen Stratejik Ortaklık
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Şam’daki kritik görüşmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin yeni bir boyuta taşındığını tescilledi. Resmi kaynaklara göre Ankara ve Şam, altyapıdan ticarete kadar geniş bir yelpazede 40’tan fazla anlaşma ve mutabakat zaptına imza attı. Ekonomik entegrasyonu hedefleyen bu hamleler, bölgedeki tarımda uluslararası iş birliği projelerine benzer şekilde, sürdürülebilir bir kalkınma modelini işaret ediyor.
İsrail Neden Endişeli?
Tel Aviv merkezli yayın organlarında yer alan analizlerde, Türkiye’nin Şam’daki büyükelçiliğini yeniden işlevsel hale getirmesinin İsrail için bir “uyarı sinyali” olduğu vurgulanıyor. Türkiye’yi bölgesel bir tehdit olarak konumlandıran İsrail yönetimi, Suriye’nin ekonomik olarak Türkiye ve Avrupa pazarlarıyla entegre olmasını, kendi bölgesel çıkarları için bir risk olarak görüyor. Özellikle büyük ölçekli ekonomik hamlelerin bölgeye yayılması, İsrail’in diplomatik manevra alanını daraltıyor.
Doğu Akdeniz’de Yeni İletişim Hattı: Ebla Projesi
İlişkilerin sadece diplomatik düzeyde kalmayacağı, somut altyapı projeleriyle de destekleneceği görülüyor. Suriye, Tartus ile Kıbrıs arasında döşenecek denizaltı kablosu (Ebla Hattı) ile Avrupa ve Doğu Akdeniz pazarlarına dijital bir köprü kurmayı hedefliyor. Cyta ve ABD merkezli UNIFI Communications ortaklığıyla yürütülen bu dev projenin 2028 yılına kadar tamamlanması bekleniyor. Bu girişim, Suriye’nin yıllar süren izolasyonunu aşarak uluslararası telekomünikasyon ağlarına dahil olmasını sağlayacak.
Öte yandan, bölgedeki bu hareketlilik sadece jeopolitik değil, aynı zamanda ekonomik bir kalkınma çabasıdır. Türkiye, bölgedeki ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefiyle, istikrarlı bir komşuluk ilişkisinin bölgesel refaha etkisini kanıtlamak istiyor. İsrail basını ise bu gelişmeleri “yakından takip edilmesi gereken bir kırılma noktası” olarak nitelendirerek, Şam-Ankara hattındaki her adımı mercek altına almış durumda. Türkiye’nin attığı bu adımlar, uluslararası arenadaki vizyonunu pekiştirirken, bölge ülkeleri arasındaki dengeleri de yeniden şekillendiriyor.



