⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 402
🕐 Son Güncelleme: 04.10.2026 11:49
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsrail basını, ABD birliklerinin Irak’tan çekilmesinin ardından oluşan güç boşluğunu Türkiye’nin dolduracağını ve bunun Tel Aviv için yeni bir stratejik risk olduğunu yazdı.
- Erbil yönetiminin İran yerine Türkiye ile ekonomik ve güvenlik iş birliğini tercih etmesi, bölgedeki dengeleri Ankara lehine değiştiriyor.
- Analize göre, Suriye’den sonra Irak’ın da Türkiye’nin etki alanına girmesi, İsrail karşıtı stratejik bir hattın güçlenmesi anlamına geliyor.
Orta Doğu’da kartlar yeniden dağıtılıyor. ABD liderliğindeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilme sürecini tamamlaması, bölgedeki jeopolitik boşluğu kimin dolduracağı tartışmalarını beraberinde getirdi. İsrail merkezli Maariv gazetesinde yayımlanan kapsamlı bir analiz, bu boşluğun ana aktörünün İran değil, Türkiye olacağını öne sürerek dikkat çekici bir itirafta bulundu.
Stratejik Bir Dönüm Noktası: Irak ve Türkiye Yakınlaşması
Irak Haber Ajansı’nın, ABD askerlerinin ülkeden ayrılışını “ulusal egemenliği tamamlama adına tarihi bir adım” olarak duyurması, bölgede yeni bir dönemi başlattı. İsrail basını, uluslararası kamuoyunun gözünü İran’a çevirdiğini ancak asıl stratejik riskin Türkiye’nin artan nüfuzu olduğunu vurguluyor. Ankara’nın Libya, Lübnan ve Suriye’den sonra odağını Irak’a çevirmesi, Tel Aviv yönetimini endişelendiren ana unsur olarak öne çıkıyor.
Güncel gelişmeleri takip edenler için 4 Ekim 2026 KPSS Ön Lisans Sınavı gibi yerel gündemler kadar, bölgedeki bu büyük stratejik değişimler de Türkiye’nin dış politika vizyonunu şekillendiriyor. Özellikle Erbil yönetimi ile Bağdat arasındaki dengeyi gözeten Ankara, “Terörsüz Bölge” hamlesiyle sahada elini güçlendirmiş durumda.
Erbil Neden Ankara’yı Seçiyor?
Analizin en çarpıcı bölümlerinden biri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) tutumuna dair yapılan tespitler. İran’ın bölgeye yönelik askeri müdahaleleri ve füze saldırıları karşısında Erbil, Tahran’ı “müdahaleci” olarak nitelendiriyor. Buna karşılık, Türkiye’nin sağladığı ekonomik istikrar ve güvenlik iş birliği, IKBY için çok daha sürdürülebilir bir model sunuyor. Türkiye’nin Irak’ın en büyük üçüncü ihracat pazarı olması ve bölgedeki Türk yatırımcıların varlığı, bu iş birliğini ticari bir zorunluluk haline getiriyor.
Toplumsal alanda yaşanan gelişmeler de dikkat çekiyor. Örneğin, Meriç Keskin’in acı günü gibi yerel haberler kamuoyunda geniş yankı bulurken, devletlerin stratejik kararları ise bölgenin kaderini belirliyor. Türkiye’nin Irak’ta kurduğu bu “yapıcı” ilişki ağı, İsrail’in “yeni bir tehdit cephesi” olarak kodladığı bir süreci tetikliyor.
İsrail İçin Suriye’den Sonra İkinci Risk
Maariv gazetesindeki analiz, “İran’ın boşluğu dolduracağını düşünenler, Ankara’nın bir sonraki hamlesine odaklanmalı” uyarısıyla noktalanıyor. Suriye’nin ardından Irak’ın da Türkiye’nin etki alanına girmesi, İsrail açısından hem diplomatik hem de askeri bir kuşatılmışlık hissi yaratıyor. Ankara’nın proaktif dış politikası, Orta Doğu’da kartların artık Türkiye’nin elinde olduğunu kanıtlar nitelikte.



