⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 406
🕐 Son Güncelleme: 29.10.2026 20:03
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye’de artan ekonomik zorluklar, çocukların günlük beslenme çantalarına ve sağlıklı gıdaya erişimine doğrudan yansıyor.
- TÜİK 2025 verilerine göre 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor.
- Uzmanlar, gıda enflasyonunun çocuklarda yetersiz beslenme ve gelişim geriliği riskini her geçen gün artırdığına dikkat çekiyor.
Türkiye genelinde derinleşen ekonomik kriz, toplumun en kırılgan kesimi olan çocukları vurmaya devam ediyor. Kira, gıda ve temel faturalar arasında sıkışıp kalan hanelerde, yoksulluğun yükünü artık çocuklar da sırtlıyor. Sofradan eksilen her besin, çocukların sağlıklı büyüme ve eğitime eşit koşullarda katılma imkânlarını doğrudan kısıtlıyor.
TÜİK Verileri Çocuk Yoksulluğunu Gözler Önüne Seriyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2025 verilerine göre, ülkede 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’i yoksulluk veya sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Toplum genelinde yüzde 27,9 olan bu oran, çocuklarda yaklaşık 9 puan daha yüksek seyrediyor. Benzer ekonomik dalgalanmalar yalnızca gıda sektörünü değil, Türkiye genelinde yüksek hızlı demiryolu projeleri ve güncel gelişmeler gibi altyapı yatırımlarını ve maliyet dengelerini de yakından etkiliyor.
Öte yandan, TÜİK’in “Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu” araştırması da tablonun vahametini doğruluyor. 15 yaş ve altı çocukların bulunduğu hanelerin yüzde 23,1’inde maddi yetersizlik nedeniyle çocuklara günde en az bir kez et, tavuk, balık veya eşdeğer vejetaryen yemek sağlanamıyor. Hanelerin yüzde 10’unda ise çocuklar her gün taze meyve ve sebze tüketme imkanından mahrum kalıyor.
Beslenme Çantalarında Poğaça ve Simit Dönemi
Cumhuriyet’e açıklamalarda bulunan Derin Yoksulluk Ağı Koordinatörü Önder Uçar, sahadaki gerçekliğin tablolardan çok daha ağır olduğunu belirtti. Çocukların karnının doymasının yeterli beslendikleri anlamına gelmediğini vurgulayan Uçar, şunları kaydetti:
“Ailelerle yaptığımız görüşmelerde çocukların beslenmesine bazen yalnızca poğaça, simit ya da çikolatalı ekmek konulabildiğini; ailelerin çocuklarına okulda sağlıklı bir öğün sağlayabilmekte zorlandığını uzun zamandır gözlemliyoruz.”
İlk 1.000 Gün ve Anne Sağlığı Tehlikede
Yoksulluğun çocukların hayatına okul çağından çok daha önce, hatta anne karnında girdiğine işaret eden Uçar, gebelikten ikinci yaş gününe kadar geçen ilk 1.000 günün kritik önem taşıdığını hatırlattı. Sahadaki annelerin yaşadığı dramı aktaran Uçar, mama alacak gücü olmadığı için bebeğine şekerli su vermek zorunda kalan ailelerle karşılaştıklarını dile getirdi. Bu sosyo-ekonomik dinamikler, tıpkı ECB Başkanı Lagarde aralık ayında yeni faiz artışının sinyalini verdi haberinde olduğu gibi küresel çapta uygulanan mali politikaların hane halkı üzerindeki baskısını da gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, derin yoksulluğun yalnızca gıda krizinden ibaret olmadığını; barınma, sağlık ve eğitim haklarına erişimi de tamamen engellediğini vurgulayarak acil sosyal politika önlemlerinin alınması çağrısında bulunuyor.


