⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 391
🕐 Son Güncelleme: 03.11.2026 09:39
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye genelinde 2026 yılının ilk 10 ayında mahkemeler tarafından 249 dosyada iflas, 1.597 dosyada ise konkordatonun reddi kararı verildi.
- Şirketleri icra takiplerine karşı koruyan geçici mühlet kararları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,8 oranında azaldı.
- İnşaat ve tekstil sektörleri, en fazla konkordato başvurusu yapan ve koruma kararı alan alanlar olarak öne çıkmaya devam ediyor.
Türkiye ekonomisinde şirketlerin borç yapılandırma süreçlerinde kritik bir dönemece girildi. Mahkemelerin konkordato taleplerine yönelik verdiği kararlar, 2026 yılının ilk 10 ayında dikkat çekici bir değişimi ortaya koydu. Veriler, borç yapılandırma sürecinin her geçen gün daha zorlu hale geldiğini ve mahkemelerin “geçici koruma” noktasında çok daha seçici bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.
İflas ve Ret Kararları Rekor Seviyeye Ulaştı
Basın İlan Kurumu verilerinden derlenen bilgilere göre, 2026 yılının ocak-ekim döneminde konkordato masasındaki 249 dosya doğrudan iflasla neticelendi. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27’lik bir artışa işaret eden bu rakam, 2025 yılının toplam iflas sayısını henüz yıl tamamlanmadan geride bıraktı. Benzer şekilde, şirketlerin borçlarını yapılandırma taleplerinin geri çevrildiği “ret” kararlarında da yüzde 50,5 oranında ciddi bir yükseliş yaşandı. Yılın ilk 10 ayında reddedilen dosya sayısı 1.597’ye ulaştı.
Ekonomik istikrarın korunması adına atılan adımlar Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yakından takip edilirken, yargı süreçlerindeki bu sertleşme, finansal darboğazdaki işletmelerin üzerindeki baskıyı artırıyor.
Geçici Mühlet Kararlarında Sert Düşüş
Şirketlerin en büyük beklentisi olan ve onları haciz ile icra işlemlerine karşı koruyan “geçici mühlet” kararlarında ise belirgin bir daralma gözlemleniyor. 2026’nın ilk 10 ayında mahkemeler tarafından 1.656 dosya için geçici mühlet kararı verilirken, bu sayı geçen yılın aynı döneminde 2.326 idi. Bu durum, yargı organlarının konkordato başvurularını değerlendirirken daha katı kriterler uyguladığını ve geçici koruma kalkanını daha dar bir çerçevede kullandığını kanıtlıyor.
Sektörel bazda bakıldığında ise Türkiye’nin lokomotif sektörleri olan inşaat ve tekstil ilk sırada yer alıyor. İnşaat sektöründe 121, tekstil ve alt kollarında ise toplam 119 geçici mühlet kararı alındı. Bu sektörleri metal sanayisi ve gıda imalatı izliyor. Küresel ekonomideki dalgalanmaların yansımaları, küresel piyasalar üzerindeki belirsizliklerle birleştiğinde, yerel işletmelerin nakit akışı yönetimi süreçlerinde daha fazla zorlandığı gözlemleniyor.
Öte yandan, her ne kadar ret ve iflas kararları artsa da, mahkemelerin konkordato projelerini onayladığı “tasdik” kararlarında da bir artış görüldü. Geçen yıl 81 olan tasdik kararı sayısı, bu yılın ilk 10 ayında 178’e yükseldi. Bu durum, süreci başarıyla yönetebilen ve mali yapısını yeniden yapılandırma projeleriyle güçlendiren şirketlerin, yargı denetiminden geçerek faaliyetlerini sürdürebildiğini gösteriyor.




