📝 508 kelime
🕐 Son Güncelleme: 07:02
Suna ve İnan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsü (İAE), megakentin modernleşme dönemine ve estetik dönüşümüne ışık tutan son derece önemli bir eseri literatüre kazandırdı. Yüksek mimar ve akademisyen Hasan Kuruyazıcı tarafından uzun yıllar süren titiz bir araştırmanın sonucunda hazırlanan “Batılılaşan İstanbul’un Mimarları, 1800–1950” adlı kapsamlı biyografik sözlük okuyucularla buluştu. Eser, 19. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar uzanan süreçte, başta Beyoğlu (Pera) olmak üzere İstanbul’un silüetini yeniden şekillendiren aktörleri gün yüzüne çıkarıyor.
Tarihin Tozlu Raflarından Çıkan İsimler
İstanbul’un mimari dönüşümünü anlamak adına kritik bir soruya yanıt arayan bu çalışma, kentin neoklasik, neorönesans ve neobarok tarzdaki binalarının arkasındaki gizli kahramanları deşifre ediyor. Hassa Mimarları Ocağı’nın 1831 yılında faaliyetlerine son vermesi ile Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âlisi’nin 1882’deki kuruluşu arasında geçen dönemde, Osmanlı başkentinde bağımsız bir mimarlık okulunun bulunmaması büyük bir boşluk yaratmıştı. Bu süreçte İstanbul’un mimarları unvanını alan ve kenti adeta baştan inşa eden isimler, genellikle Avrupa’nın saygın okullarında eğitim almış Rum, Ermeni, Levanten ve yabancı mimarlardan oluşuyordu.
Resmi bir meslek odasının veya kayıt sisteminin bulunmaması nedeniyle zamanla hafızalardan silinen bu sanatkarlar, Hasan Kuruyazıcı’nın bina cephelerinden ticaret yıllıklarına kadar uzanan geniş arşiv taraması sayesinde yeniden hak ettikleri değere kavuşuyor. Kitap, dönemin çok dilli ve çok kültürlü mimarlık ortamını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.
Kentsel Keşifler ve Modern Dönüşüm
İstanbul’un zengin tarihi dokusunu ve mimari mirasını keşfetmek isteyenler için bu kitap adeta rehber niteliği taşıyor. Kentin bu estetik sokaklarını adımlayarak keşfetmek, doğaseverlerin ilgisini çeken ve ülkemizin saklı güzelliklerini barındıran Türkiye’nin en ilginç yürüyüş rotası gibi farklı keşif rotalarını da akıllara getirmektedir. İstanbul’un tarihi apartmanları arasında yapılacak bir yürüyüş, geçmişin mimari dehasını anlamak için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Tarihi binaların korunması ve kentsel envanterlerin çıkarılması büyük önem taşırken, günümüz metropol hayatındaki ekolojik dengeler de dikkatle takip edilmelidir. Örneğin, geçtiğimiz günlerde uzmanların İstanbul’da akrep paniği uyarısıyla dikkat çektiği doğa olayları, kentsel alanların genişlemesiyle birlikte değişen çevre koşullarının modern yaşam üzerindeki etkilerini göstermektedir.
Geleceğe Miras Bırakılan Arşiv Çalışması
Gelişen teknoloji sayesinde artık şehirlerin geçmişi kadar geleceği de modern yöntemlerle kontrol ediliyor. Tıpkı geçmiş yüzyılların mimari projelerinin arşivlenmesi gibi, günümüzde de deniz ve çevre ekolojisini korumak adına hayata geçirilen İzmit Körfezi dijital ikiziyle anlık izlenecek projesinde olduğu gibi teknolojik çözümler ön plana çıkıyor. Kuruyazıcı’nın bu kıymetli eseri de geçmişin fiziksel izlerini geleceğe taşıyan entelektüel bir dijital ve basılı hafıza köprüsü kuruyor.
Kültür ve sanat dünyasında büyük yankı uyandırması beklenen bu kitap, sadece akademisyenler için değil, yaşadığı şehrin sokaklarında yükselen tarihi binaların hikayesini merak eden tüm İstanbullular için başucu eseri niteliğinde.
Kaynak: Habertürk



