📝 411 kelime
🕐 Son Güncelleme: 12:54
İşgal altındaki Doğu Kudüs, yeni eğitim-öğretim yılına büyük bir krizle giriş yaptı. Bölgedeki yaklaşık 120 bin Filistinli öğrenciyi doğrudan etkileyen idari engeller, eğitim hakkının siyasi baskılarla nasıl kısıtlandığını bir kez daha gözler önüne serdi. İsrail yönetiminin, Batı Şeria’dan gelen öğretmen ve okul personeline çalışma izni vermemesi, özel Filistin okullarının kepenk indirmesine neden oldu.
Eğitim Hakkına Siyasi Müdahale
Tel Aviv yönetimi, uzun süredir bölgedeki eğitim sistemini kendi müfredatına dahil etmek için sistematik bir çaba sarf ediyor. Özellikle 1967 işgalinden bu yana ilk kez, Kudüs Belediyesi’ne bağlı okullarda Filistin müfredatının yerini İsrail müfredatının alması dayatılıyor. Bu durum, bölgedeki kültürel ve akademik yapıyı değiştirme girişimi olarak değerlendiriliyor. Tıpkı Türkiye’deki teknolojik gelişmelerde olduğu gibi, eğitim gibi temel hakların da stratejik bir önemi bulunuyor; ancak burada yaşananlar bir kalkınma değil, bir kısıtlama girişimi olarak öne çıkıyor.
Öğretmenlere İzin Çıkmadı, Okullar Kapandı
Özel Filistin okullarında görev yapan öğretmenlerin büyük çoğunluğunun Batı Şeria ikametli olması, okulların işleyişini imkansız hale getirdi. İsrail makamlarının izin belgelerini yenilememesi üzerine, okul yönetimleri protesto amaçlı grev kararı aldı. St. George Okulu Müdürü Richard Zenaneri, bu durumun eğitimle ilgisi olmadığını, tamamen Batı Şeria ile Kudüs arasındaki bağları koparmaya yönelik siyasi bir hamle olduğunu vurguladı. Zenaneri, “Bir okul sadece öğretmenlerden ibaret değildir; temizlik görevlisi ve bakım personeli olmadan eğitim başlamaz,” diyerek mağduriyetin boyutunu özetledi.
Sistematik Bir İzolasyon Politikası
Kudüs’teki okul personelinin yaklaşık yüzde 40’ının çalışma izni sorunu yaşadığı belirtiliyor. Bu durum, Filistinli öğrencilerin eğitim hakkını doğrudan ihlal ediyor. Bölgedeki bu gerilimli ortam, spor dünyasındaki büyük organizasyonların aksine, çocukların geleceğini karartan bir tablo çiziyor. Tıpkı FIBA 2027 Dünya Kupası gibi küresel organizasyonların birleştirici gücünün aksine, Kudüs’te eğitim bir ayrıştırma aracı olarak kullanılıyor.
İsrail makamlarının gece saatlerinde bazı izinleri onayladığı haberleri gelse de, Filistinli eğitim kurumları tüm personelin hakları iade edilene kadar geri adım atmayacaklarını duyurdu. Eğitim yılına büyük bir heyecanla başlamayı bekleyen binlerce öğrenci, şu an için okul kapılarından uzak kalmak zorunda kaldı. Öte yandan Türkiye’de gündem olan mali disiplin ve hukuk süreçleri gibi, bölgedeki bu eğitim krizi de uluslararası toplumun dikkatini çekmeye devam ediyor.



