Kültür Sanat

Tarihten Günümüze İstanbul Köpekleri: Edebiyat Utanç Sayfalarını Aralıyor

Ahmet Birsen'in Şehrin Köpeklerine Müjdeler romanı, 1910 Sivriada felaketini ve günümüz sokak hayvanları tartışmalarını edebiyatla buluşturuyor.

OKUMA AYARLARI
Tarihten Günümüze İstanbul Köpekleri: Edebiyat Utanç Sayfalarını Aralıyor
Tarihten Günümüze İstanbul Köpekleri: Edebiyat Utanç Sayfalarını Aralıyor
📖 2 dk okuma süresi
📝 415 kelime
🕐 Son Güncelleme: 09:39

İstanbul’un yüzyılı aşan sokak hayvanları geçmişi, edebiyat dünyasının yeni ve sarsıcı yapıtlarıyla yeniden kamuoyunun gündemine taşınıyor. Yazar ve editör Ahmet Birsen’in kaleme aldığı ilk romanı “Şehrin Köpeklerine Müjdeler”, 1910 yılında yaşanan ve tarihe büyük bir trajik leke olarak geçen Sivriada (Hayırsızada) olayını odağına alıyor. Eser, 20. yüzyılın başındaki Osmanlı coğrafyasının toplumsal dokusunu, kent yaşamını ve hayvanlara duyulan derin şefkati ustalıklı bir kurguyla yeniden inşa ediyor.

Sanat dünyasının farklı kulvarlarında da benzer bir sorgulama hakim. Nitekim eleştirmen Ayşegül Sönmez’in “Çağdaş Sanat Var Mı?” adlı çalışmasında güncel sanatın değerini ve işlevini 30 temel soru etrafında tartışması gibi, Birsen de edebiyat alanında geçmiş ile bugün arasındaki bağları cesur bir dille sorguluyor. Nasıl ki antik heykeller hakkındaki ezberlerin bozulması tarihsel kabulleri değiştiriyorsa, bu roman da İstanbul’un kent tarihine yepyeni bir gözle bakılmasını sağlıyor.

1910 Sivriada Sürgünü ve Yüzyıllık Vicdan Yarası

İstanbul sokaklarında asırlardır insanlarla iç içe yaşayan canlıların “Batılılaşma” ve “modernleşme” adı altında toplanarak Sivriada’ya ölüme terk edilmesi, Türkiye tarihinin en karanlık sayfalarından birini oluşturuyor. Ahmet Birsen, tarih eğitimi ve uzun yıllara dayanan editoryal birikimini kullanarak romanında bu dönemi arabesk duygu sömürüsünden uzak, tamamen insani ve tarihsel bir derinlikle ele alıyor.

Roman, 1910 yılının İstanbul’unda, Kumkapı sahilinde gizemli bir biçimde ortaya çıkan Piç Vasil karakteri ve onun sokak canlarının hayatına dokunuşuyla başlıyor. Yazarın kurduğu atmosfer, halkın çaresizliğini, yönetim kararları karşısındaki tepkisizliğini ve ardından gelen büyük vicdan azabını net bir şekilde gözler önüne seriyor. Yüzyıl öncesinden günümüze kalan bu toplumsal hafıza, tıpkı saklanan tarihi ve unutulmuş bir değerin zamanla ortaya çıkması gibi, edebiyat aracılığıyla yeniden adalet arayışına dönüşüyor.

Göz Göre Göre Tekrarlanan Tarihsel Döngü

Son dönemde Türkiye gündemini meşgul eden sokak hayvanları düzenlemeleri, barınak koşulları ve gönüllülerin yürüttüğü yaşam mücadelesi, Ahmet Birsen’in romanını bugün için daha anlamlı kılmaktadır. Yüz yılı aşkın bir süre önce “Hayırsızada” olarak anılmaya başlanan o felaketin benzer dinamiklerinin günümüzde de farklı isimler altında sürdürülmesi, edebiyatın ve toplumsal hafızanın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Eserde işlenen sevgi, merhamet ve umut temaları, yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen insan ile sokak hayvanları arasındaki kopmaz bağı simgeliyor. İstanbul sokak köpekleri hususunda yazılan bu metin, sadece bir dönem romanı olmanın ötesine geçerek, günümüz insanının vicdanıyla yüzleşmesine imkan tanıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yapımcı: eritir.com.tr