📝 442 kelime
🕐 Son Güncelleme: 07:50
Dünya tarihinin en büyük kitlesel insan hareketlerinden biri, Afganistan sınırında sessiz ama acı bir şekilde yaşanıyor. Onlarca yıl boyunca Pakistan ve İran gibi komşu ülkelere sığınan milyonlarca Afgan vatandaşı, son dönemde artan baskılar ve sınır dışı politikaları nedeniyle ana vatanlarına geri dönmek zorunda kalıyor. Torkham geçidi, bu zorlu yolculuğun “Sıfır Noktası” olarak adlandırılan ve umutla çaresizliğin iç içe geçtiği bir geçiş noktası haline geldi.
Sınırda Büyük İnsani Dram
Pakistan ve İran’ın kayıtsız göçmenlere yönelik başlattığı sert önlemler, sadece yasal statüsü olmayanları değil, kayıtlı mültecileri de kapsayan bir krize dönüştü. Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, sadece bu yıl içerisinde yaklaşık bir milyon kişi Afganistan’a geri gönderildi. Toplamda ise son üç yılda bu sayı altı milyona ulaştı. Birçok aile, yıllar önce terk ettikleri veya hiç görmedikleri bir toprağa, ellerinde sadece birkaç parça eşya ile dönmenin şokunu yaşıyor. Güncel ekonomik gelişmeleri takip edenler, TÜİK’in kişi başına milli gelir verisi üzerindeki tartışmaları nasıl yorumluyorsa, Afganistan’daki bu insani kriz de bölgenin ekonomik kırılganlığını gözler önüne seriyor.
“Evim” Dedikleri Topraklarda Yabancılık
35 yaşındaki Nazia, hayatının büyük bir kısmını Pakistan’da geçirmiş bir anne olarak, iki çocuğuyla birlikte Torkham geçidinden geçiş yaparken hem vatana dönüşün buruk sevincini hem de geleceğe dair derin bir endişeyi paylaşıyor. Nazia, “Kendi ülkemde olmak güzel ancak burada yiyecek ekmek bulmak bile imkansız” diyerek durumun vahametini özetliyor. Bölgedeki yardım kuruluşları, bu insanların barınma ve gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Tıpkı dijital dünyada yaşanan değişimler gibi, sosyal yaşamın standartları da hızla değişiyor; örneğin YouTube TV’de Wi-Fi zorunluluğunun kalkması gibi teknolojik kolaylıklar konuşulurken, sınır bölgelerinde insanlar sadece bir parça branda altında hayatta kalma savaşı veriyor.
Gelecek Belirsizliğini Koruyor
Taliban yönetimi altındaki Afganistan’da, geri dönen milyonlarca insan için iş imkanları, sağlık hizmetleri ve eğitim olanakları son derece kısıtlı. BM temsilcileri, yakın tarihte bu ölçekte bir geri dönüş hareketinin eşi benzerinin görülmediğini vurguluyor. Geri dönenlerin bir kısmı, onlarca yıldır Afganistan’a ayak basmamış bireylerden oluşuyor. Sınır hattında kurulan derme çatma çadır kentler, kışın yaklaşmasıyla birlikte büyük bir insani felaketin habercisi niteliğinde. Yardım kuruluşları, uluslararası toplumun bu sessiz çığlığa daha fazla duyarsız kalmaması gerektiğini belirterek, bölgeye acil destek çağrısında bulunuyor. Tüketici hakları konusunda tüketiciyi yanıltanlara verilen cezalar gibi hukuki düzenlemelerin önemi kadar, uluslararası insancıl hukukun da mülteci hakları konusunda daha kararlı uygulanması bekleniyor.



