📝 451 kelime
🕐 Son Güncelleme: 07:02
Ankara’da düzenlenen COP31 Başkanlığı Diplomatik Misyonlar Bilgilendirme Toplantısı’nda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğinin sınır tanımayan yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Bakan Kurum, doğanın dengesinin bozulmasıyla birlikte haritalardaki sınırların işlevini yitirdiğini belirterek, “Sel suları vize sormuyor, kasırgalar diplomatik kuralları tanımıyor” ifadelerini kullandı. Bu küresel fırtınada en ağır bedeli ödeyen Afrika ülkeleri ve ada devletleri için Türkiye’nin ses yükselteceğini vurguladı.
Küresel İmece ve 2035 Stratejisi
Bakan Kurum, Türkiye’nin COP31 sürecinde Anadolu’nun köklü “imece” kültürünü küresel bir vizyona dönüştüreceğini duyurdu. Antalya’da gerçekleştirilmesi planlanan devasa bir iş birliği modeliyle, iklim krizine karşı “küresel imece” ruhunun inşa edileceği açıklandı. Bu süreçte sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal dengelerin de korunması gerektiği belirtildi. Dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizler, IMF Başkanı Georgieva’nın küresel ekonomi üzerine yaptığı uyarılarla paralellik gösterirken, iklim finansmanı bu sürecin en kritik parçası haline geliyor.
6 Büyük Devrim Hedefi
Türkiye’nin COP31 dönem başkanlığı için belirlediği 2035 hedefleri ise oldukça iddialı. Bakan Kurum, bu hedefleri şu şekilde sıraladı:
- Elektrifikasyon: Küresel payın yüzde 35’e çıkarılması.
- Atık Yönetimi: Küresel atık artışının yarı yarıya azaltılması.
- Enerji Verimliliği: Şehirlerdeki binalarda enerji tüketiminin yüzde 25 düşürülmesi.
- Sanayide Döngüsel Ekonomi: Sanayide döngüsel malzeme kullanım oranının yüzde 15’e ulaştırılması.
- Eğitim: İklim okuryazarlığının küresel çapta yaygınlaştırılması.
- İklim Uygulama Köprüsü: İhtiyaç sahibi ülkeler ile finansman kaynaklarının buluşturulması.
Öte yandan, Türkiye’nin kendi coğrafyasındaki temizlik çalışmaları da hız kesmiyor. Bakan Kurum, önümüzdeki hafta Emine Erdoğan ile birlikte Fethiye Körfezi’nde Türkiye’nin en kapsamlı dip çamuru temizliğini başlatacaklarını belirtti. Bu çevreci adımların yanı sıra, arkeolojik mirasımıza sahip çıkma konusundaki gelişmeler de dikkat çekiyor. Nitekim, Çayönü’nde 9 bin yıllık madencilik işliğinin bulunması, Anadolu topraklarının sürdürülebilir üretim konusundaki binlerce yıllık tecrübesini bir kez daha kanıtlıyor.
Dünya genelinde yaşanan her türlü krizin toplumsal yansımaları olduğu gibi, iklim değişikliği de hem ekonomik hem de sosyal bir kriz olarak karşımızda duruyor. Bakan Kurum, Türkiye’nin Bakü, New York, Londra ve Fiji gibi merkezlerde aktif bir diplomasi yürüteceğini ifade ederek, iklim krizine karşı “sessiz yığınların sesi” olacaklarını yineledi. Benzer şekilde, toplumsal olayların ve Taksim’deki güncel gelişmelerin de takip edildiği Türkiye gündeminde, iklim değişikliği artık en öncelikli devlet politikalarından biri haline gelmiş durumda.



