📝 504 kelime
🕐 Son Güncelleme: 00:18
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Girne Limanı’ndan hareket ederek Türkiye’nin Mersin Taşucu Limanı’na doğru seyrederken kıyıdan 4 mil açıkta alabora olan ve 268 yolcusu bulunan Filo Jet adlı katamaran tipi yolcu gemisi faciasına ilişkin hazırlanan sigorta eksperleri raporu, Türk denizcilik tarihinin en büyük ihmaller zincirini gözler önüne serdi. 8 vatandaşın hayatını kaybettiği, 20 kişinin ise arama çalışmalarına rağmen hâlâ bulunamadığı faciaya dair detaylar adli mercilere sunuldu.
Hazırlanan kapsamlı teknik inceleme raporunda, Filo Jet faciası olarak kayıtlara geçen felaketin göz göre göre geldiği belgelendi. Katamaran tipi teknenin, bu olaydan kısa süre evvel maruz kaldığı şiddetli bir fırtınada ağır hasar aldığı, gövde yapısında derin çatlaklar oluştuğu tespit edildi. Teknik açıdan seyir güvenliğini tamamen yitirmiş olan geminin, insan hayatı hiçe sayılarak ticari kaygılarla yolcu taşımaya devam ettirildiği ortaya çıktı. Üstelik deniz şartları için üretilmediği, aslen göllerde yüzmek üzere inşa edildiği anlaşılan geminin açık denizlerde sefere çıkarılması büyük bir skandal olarak değerlendirildi.
Denize Elverişsiz Tekneye Kalkış İzni Skandalı
Raporun en dikkat çekici bölümlerinden biri de liman çıkış süreçlerindeki yetkili ihmalleri oldu. Olumsuz hava koşullarına ve geminin yapısal sorunlarına rağmen kalkış izninin nasıl verildiği soruşturulurken, mürettebatın tavrı da vicdanları yaraladı. Seyir esnasında yolcuların “Gemi su alıyor” şeklindeki endişeli ikazlarının mürettebat tarafından “Bir şey olmaz” denilerek geçiştirildiği ve gemi kaptanının tüm risklere rağmen yola devam ettiği saptandı. Öte yandan geminin kaptanı Mustafa Öz’ün ehliyetine yönelik şüpheler de raporda yer buldu. 66 yaşındaki kaptanın kaptanlık belgesini Honduras’tan aldığı, bu belgenin KKTC’de geçerliliği bulunmasına rağmen Türkiye sınırları içerisinde yasal bir karşılığının olmadığı belirlendi.
Geçmişte benzer bir kazada ağır hasar alarak onarımdan geçen ve 2024 yılında yeniden sefer izni alan geminin denetim süreçleri kafalarda soru işaretleri bıraktı. Ülke genelinde ulaşım ve altyapı güvenliği tartışmaları sürerken, Türkiye genelindeki benzer deniz taşımacılığı denetimlerinin sıklığı ve etkinliği yeniden kamuoyunun gündemine oturdu.
Can Pazarı Yaşandı: Mürettebat Eğitimsiz Çıktı
Gemi hızla su alıp gövdesinde patlama meydana geldiğinde teknede tam anlamıyla can pazarı yaşandı. Kritik dakikalarda mürettebatın acil durumlar için hiçbir eğitime sahip olmadığı gün yüzüne çıktı. Tahliye planını uygulamak yerine panik halinde kaçmayı tercih eden personelin, yolcuları bilgilendirmediği ve çok sayıda vatandaşın can yeleği dahi bulamadan karanlık sulara atlamak zorunda kaldığı raporda vurgulandı. Benzer şekilde, Türkiye’deki farklı sektörlerde yaşanan denetimsizlikler ve ihmaller de dikkat çekiyor; nitekim geçtiğimiz günlerde gündeme gelen Ankara merkezli olaylar gibi toplumsal güvenliği sarsan vakalara bir yenisi daha denizcilik alanında eklendi.
Yaşanan bu acı olay sonrasında adli makamlar soruşturmayı derinleştirirken; son teknik denetimin ne zaman yapıldığı, geminin sefere çıkmasına hangi belgelerle izin verildiği ve cankurtaran botlarına neden erişilemediği soruları hâlâ yanıt arıyor. Kamu görevlileri üzerindeki hukuki baskı artarken, sorumluların en kısa sürede yargı önüne çıkarılması bekleniyor.



