📝 437 kelime
🕐 Son Güncelleme: 12:50
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) açıklarında yaşanan ve 8 kişinin hayatını kaybettiği, 20 kişinin ise halen kayıp olduğu Girne batan gemi faciası ile ilgili yeni ve sarsıcı detaylar ortaya çıkmaya devam ediyor. 30 Ağustos tarihinde Girne Limanı’ndan Mersin Taşucu’na doğru yola çıkan katamaran tipi yolcu gemisinin trajik sonu, ihmal iddialarını da beraberinde getirdi. Felaketin ardından başlatılan arama kurtarma çalışmaları büyük bir titizlikle sürdürülürken, olayın geçmişine dair tanıklıklar, tehlikenin aslında çok daha önce başladığını gözler önüne seriyor.
“Geminin Su Aldığını Fark Ettim, İlgililer Ciddiye Almadı”
Facianın yaşandığı aynı gemiyle 16 Mayıs tarihinde seyahat eden DJ Sercan Ulutaş, yaşadığı korku dolu anları sosyal medya hesabı üzerinden paylaştı. Ulutaş, geminin seyir halindeyken yaşadığı teknik arızayı ve mürettebatın vurdumduymaz tavrını şu sözlerle aktardı: “Kaptan gemiye tam gaz verdiğinde şiddetli bir dalga çarptı. Oturduğum noktadan adeta zıpladım ve geminin su almaya başladığını fark ettim. Hemen durumu yetkililere bildirdim ancak bana bunun normal olduğunu, dalga vurduğunu söyleyerek geçiştirdiler.”
Yaşadığı bu korkunç deneyimden sonra bir daha aynı gemiye binmeye cesaret edemediğini belirten Ulutaş, dönüş yolculuğunda uçak kullanmayı tercih ettiğini ifade etti. Bu tanıklık, denizcilik otoriteleri tarafından “Göz göre göre gelen felaket” olarak nitelendiriliyor. Benzer şekilde, deniz güvenliği ve ihmaller konusundaki hassasiyet, son dönemde yaşanan Marmara Denizi’ndeki gemi faciası gibi olaylarla da gündemdeki yerini koruyor.
Deniz Taşımacılığında Güvenlik Standartları Sorgulanıyor
Yaşanan bu trajik olay, deniz ulaşımında kullanılan araçların bakım süreçlerinin ve denetim mekanizmalarının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladı. 241 yolcunun kurtarıldığı ancak 8 kişinin yaşamını yitirdiği bu olayda, kayıp 20 kişiye ulaşmak için bölgedeki arama tarama faaliyetleri genişletilmiş durumda. Kamuoyu, bu ihmal iddialarının yargı önünde açıklığa kavuşmasını ve sorumluların hesap vermesini bekliyor.
Ülke gündemini sarsan diğer önemli gelişmeler arasında ise Keçiören Belediyesi’nde yaşanan uyuşturucu testi skandalı gibi kamu vicdanını yaralayan olaylar yer alıyor. Deniz kazaları özelinde ise uzmanlar, gemilerin teknik donanımlarının periyodik kontrollerinin eksiksiz yapılması gerektiği konusunda uyarılarını yineliyor. Benzer bir teknik inceleme süreci, daha önce Silivri’de batan geminin son görüntüleri üzerinden de detaylıca analiz edilmişti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin koordineli bir şekilde yürüttüğü soruşturma süreci, geminin teknik geçmişi ve kaptanın ihmali olup olmadığı sorularına yanıt arıyor. Yolcuların hayatını hiçe sayan bu tür teknik aksaklıkların, önümüzdeki günlerde yapılacak bilirkişi incelemeleriyle netlik kazanması bekleniyor.



