📝 621 kelime
🕐 Son Güncelleme: 16:09
Kuzey Afrika ülkesi Tunus’un başkentinde, uluslararası kamuoyunu derinden sarsan insani bir kriz yaşanıyor. Gazze’ye yönelik ablukayı kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmak amacıyla kurulan Küresel Sumud Filosu (KSF) bünyesinde faaliyet gösteren ve aylardır cezaevinde tutulan bir aktivistin açlık grevinde hayati tehlike sınırına ulaştığı bildirildi. Konuyla ilgili olarak KSF yürütme kurulundan yapılan resmi ve acil nitelikli açıklamalarda, eylemin 16 Ağustos tarihinden bu yana kararlılıkla sürdürüldüğü ancak cezaevi koşullarında tıbbi müdahalenin yetersiz kalması sebebiyle tablonun her geçen saat kötüleştiği vurgulandı.
Yapılan son bilgilendirmelere göre, süresiz açlık grevi eylemini inatla devam ettiren aktivistin vücut direnci tükenme noktasına geldi. Sık sık bilinç kaybı yaşayarak bayıldığı, ileri düzeyde solunum yetmezliği çektiği, kan şekerinin hayati risk barındıran seviyelere gerilediği ve hatta kan kusma gibi korkutucu belirtiler gösterdiği ifade edildi. KSF yetkilileri, tutuklu aktivistin derhal tam donanımlı bir hastaneye sevk edilerek uzman doktorlar gözetiminde tedavi altına alınması gerektiğini, ayrıca tarafsız ve bağımsız sağlık heyetleri tarafından da durumunun acilen değerlendirilmesi talebinde bulundu.
Siyasi Duruşma Öncesi Uluslararası Baskı Artıyor
Yaklaşık altı aydır özgürlüğünden mahrum bırakılan Nevvar’ın yanı sıra, aynı dosyada yargılanan Nebil Şunufi, Gassan el-Hanşiri ve Gassan el-Buğdiri isimli diğer aktivistlerin de önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor. 16 Eylül tarihinde görülecek kritik duruşma, dört ismin tutukluluk statüsünün karara bağlanması açısından dönüm noktası niteliği taşıyor. KSF yönetimi, bahsi geçen tüm aktivistlerin derhal ve koşulsuzca serbest bırakılmasını talep ederken, yapılacak yargılamanın kapalı kapılar ardında değil; tamamen kamuoyuna açık, şeffaf ve uluslararası evrensel adil yargılama standartlarına tam uygunlukla icra edilmesini istedi.
Aktivistlere yöneltilen suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun ve tamamen siyasi saiklerle kurgulandığını savunan insan hakları savunucuları, daha önceki süreçte tahliye edilen diğer KSF üyelerinin üzerindeki seyahat özgürlüğü ve siyasi faaliyet yasaklarının da ivedilikle kaldırılmasını talep ediyor. Bu kapsamda, dünya genelinde sivil toplum kuruluşları ve vicdan sahibi bireyler, 5-6 Eylül tarihlerinde tutuklu aktivistlerle dayanışma sergilemek üzere uluslararası protestolar ve destek gösterileri organize etmeye hazırlanıyor. Küresel ölçekte yükselen bu sesin, özellikle Netanyahu’dan Yeni Gazze Tehdidi: Geri Çekilmeyeceğiz! açıklamalarıyla gerilen Orta Doğu hattındaki insani yardım çabalarını nasıl etkileyeceği yakından izleniyor.
Küresel Sumud Filosu ve Tunus Yargı Süreci
Tarihler 16 Mart’ı gösterdiğinde Tunus yargı makamları, Küresel Sumud Filosu’nun yerel yürütme kurulunda görev yapan 7 üye hakkında “kara para aklama” iddiasıyla tutuklama kararı çıkartmıştı. Operasyon kapsamında Nevvar, Şunufi, Hanşiri, Buğdiri ile birlikte Muhammed Emin Bennur, Cevahir Şenne ve Sena el-Musahili cezaevine gönderilmişti. Yürütülen hukuki itirazlar neticesinde Sena el-Musahili 17 Nisan’da, Cevahir Şenne 23 Nisan’da ve Muhammed Emin Bennur ise 22 Mayıs tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Ancak ana kadrodaki diğer isimlerin içeride tutulmaya devam etmesi ve son olarak açlık grevindeki aktivistlerin sağlık durumunun ciddiyet kazanması, uluslararası insan hakları örgütlerini alarma geçirdi.
Hatırlanacağı üzere, uluslararası sularda ve bölge ülkelerinde benzer hak arayışları sürerken, dünya siyaseti ve spor arenasındaki gelişmeler de gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Örneğin, Avrupa futbolunda yaşanan finansal ve idari krizler, tıpkı Adana Demirspor’a Şok: FIFA’dan 24 Puan Silme Cezasi! olayında olduğu gibi sınırları aşarak geniş yankı uyandırabiliyor. Benzer şekilde, küresel barış ve insan hakları savunucuları, Tunus’taki davanın seyrini ve Gazze ablukasına karşı verilen mücadelenin haklılığını uluslararası platformlarda gür bir sesle savunmaya devam ediyor.
Küresel Sumud Filosu, uluslararası sivil toplumun desteğiyle 2025 yılında hayata geçirilmiş ve dünyanın dört bir yanından vicdanlı insanları bir araya getirerek İsrail’in Gazze’ye uyguladığı ablukayı barışçıl yollarla delmeyi hedeflemişti. Şimdi tüm gözler, 16 Eylül’deki duruşmaya ve açlık grevindeki aktivistlerin hayatta kalabilmesi için atılacak acil tıbbi adımlara çevrilmiş durumda.



