Gündem

ABD-İran Savaşında Çıkmaz: Anlaşma Neden Zor?

ABD ile İran arasındaki savaş 7. ayına girerken kalıcı barış ihtimali zayıflıyor. Uzmanlar ekonomik abluka ve stratejik hedefleri değerlendiriyor.

OKUMA AYARLARI
ABD-İran Savaşında Çıkmaz: Anlaşma Neden Zor?
ABD-İran Savaşında Çıkmaz: Anlaşma Neden Zor?
📍 Konum: Ankara, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 484
🕐 Son Güncelleme: 04.09.2026 21:04

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • ABD ile İran arasındaki çatışmalar yedinci ayına girerken, tarafların karşılıklı saldırıları ve uzlaşmaz söylemleri nedeniyle kalıcı bir barış anlaşması ihtimali oldukça zayıf görünmektedir.
  • Washington yönetimi, Tahran’ı müzakere masasına zorlamak ve Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişleri kontrol altında tutmak amacıyla kapsamlı bir ekonomik abluka uygulamaktadır.
  • Uluslararası ilişkiler uzmanları, İran’ın mevcut ekonomik baskılara rağmen stratejik hesaplarında büyük bir değişiklik yapmadığını ve sürecin uzun bir çıkmaza girdiğini belirtmektedir.

Ankara, Türkiye — Küresel jeopolitika ve enerji piyasalarını sarsan ABD-İran savaşı, tüm şiddetiyle yedinci ayına girerken, taraflar arasında yakın vadede kalıcı bir barış anlaşmasının imzalanması ihtimali giderek zayıflıyor. Şubat ayında başlayan ve Orta Doğu’daki dengeleri altüst eden çatışmalar, karşılıklı askeri hamleler ve uzlaşmaz diplomatik söylemler nedeniyle adeta bir çıkmaz sokakta ilerliyor.

Washington yönetimi, çatışmaların henüz başlarında İran’a ve bu ülkeyle ticari ilişki yürüten aktörlere yönelik kapsamlı bir ekonomik abluka kararı aldığını duyurmuştu. ABD’nin bu hamledeki temel stratejik amacı, Tahran yönetimini masaya oturmaya zorlamak ve dünya ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırıları tamamen durdurmaktı. Ancak stratejik öneme sahip bu deniz güzergahı, savaşın başlangıcından bu yana fiilen kapalı kalmaya devam ediyor.

Mutabakat Zaptı Süresi Doldu, Çatışmalar Sürüyor

İki taraf arasında Haziran ayında imzalanan ve 60 gün içerisinde kalıcı bir ateşkesle sonuçlanması hedeflenen Mutabakat Zaptı’nın süresi dolmasına rağmen sahada somut bir ilerleme kaydedilemedi. Uzmanlar, Washington’ın askeri gücün hızlı bir zafer getireceği yönündeki ilk varsayımlarının karşılık bulmadığını, bunun yerine Beyaz Saray’ın farklı kozları aynı anda devreye soktuğunu ifade ediyor.

Orta Doğu Enstitüsü’nden Kıdemli Araştırmacı Jason Campbell, ABD’nin stratejik hedeflerinin hâlâ tam olarak netleşmediğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulunuyor: “Şu anda yönetim bir tür sükunetle yetinmiş gibi görünüyor. Ablukanın sürdürülmesinden ve İran’ın boğazdaki denizcilik faaliyetlerini aksatma girişimlerine karşı verilen periyodik yanıtlardan memnunlar. Yeni yaptırımların İran rejimini zayıf bir pozisyonda müzakereye zorlayacağı umuluyor.” Öte yandan, bölgedeki gelişmeler yalnızca dış politikayı değil, küresel diplomasi trafiğini de doğrudan etkiliyor. Bölgesel istikrarı sağlamak amacıyla yürütülen temaslar kapsamında daha önce Erdoğan ile Al Nahyan’dan Kritik Bölgesel Diplomasi Zirvesi gerçekleştirilmiş ve taraflar krizin yayılmasını önlemek adına ortak diplomatik adımların önemine vurgu yapmıştı.

Tahran’ın Ekonomik Baskılara Karşı Stratejisi

Londra merkezli Chatham House’un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Programı’ndan Dr. Aniseh Bassiri Tabrizi ise Tahran’ın cephedeki hesaplarının değişmediğini savunuyor. Tabrizi’ye göre İran, ekonomisinde artan baskılara ve aralıklı askeri saldırılara karşı uzun vadeli bir direniş hazırlığı içinde bulunuyor. Amaçlarının daha büyük bir bölgesel savaşa zemin hazırlamadan orantılı karşılıklar vermek olduğunu belirten uzmanlar, ülkedeki yapısal ekonomik sıkıntılara rağmen Tahran yönetiminin yakın zamanda masaya zayıf bir şekilde oturmada ısrarcı olmayacağını vurguluyor.

Benzer şekilde, küresel güvenlik dengelerini sarsan bu tür büyük krizlerin yanı sıra, uluslararası arenada ve bölgede güvenlik iş birlikleri de hız kesmeden devam ediyor. Daha önce Bakan Güler’den Mekke’deki Ortak Savunma Anlaşması’na Tarihi Vurgu yapılarak bölge ülkelerinin kendi savunma mimarilerini güçlendirme iradesi net bir şekilde ortaya konulmuştu. Uzmanlar, ABD ile İran arasındaki bu yıpratıcı mücadelenin küresel enerji arz güvenliğini tehdit etmeyi sürdüreceğini ve diplomatik çözüm için yeni ve yaratıcı mekanizmalara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir