Gündem

Arif Ahmet Denizolgun Davasında Şok: Doktorun Yalanları Ortaya Çıktı

Eski Bakan Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümünde 10 yıl sonra büyük gelişme. Doktor Nurettin Demirkol, çelişkili ifadeleri ve baz kayıtları sonrası tutuklandı.

OKUMA AYARLARI
Arif Ahmet Denizolgun Davasında Şok: Doktorun Yalanları Ortaya Çıktı
Arif Ahmet Denizolgun Davasında Şok: Doktorun Yalanları Ortaya Çıktı
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 374
🕐 Son Güncelleme: 05.09.2026 10:34

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 2016 yılındaki şüpheli vefatına ilişkin soruşturma, olay yerindeki doktor Nurettin Demirkol’un tutuklanmasıyla yeniden derinleşti.
  • Yapılan dijital incelemelerde, Demirkol’un 155 ihbar hattını kendi telefonundan aradığı ve olay saatinde iddia ettiği konumda bulunmadığı HTS kayıtlarıyla kanıtlandı.
  • Mahkeme, tanık ifadeleri ve adli belgelerle çelişen beyanları nedeniyle doktoru “yalan tanıklık” suçlamasıyla cezaevine gönderdi.

İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, 2016 yılının Eylül ayında hayatını kaybeden eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun‘un şüpheli ölümüne dair yürüttüğü soruşturmada, kamuoyunu derinden sarsan bir karara imza attı. Olay günü Denizolgun’un yanında bulunan ve uzun süre ‘tanık’ sıfatıyla dosyada yer alan doktor Nurettin Demirkol, mahkeme sorgusundaki tutarsızlıklar nedeniyle tutuklanarak cezaevine gönderildi. Eski Bakan Denizolgun’un ölümünde şok gelişme olarak kayıtlara geçen bu hamle, davanın seyrini tamamen değiştirdi.

155 İhbar Hattı ve Baz Kaydı Çelişkisi

Soruşturma dosyasını kilit noktasından çözen gelişme, 155 Acil Çağrı Merkezi kayıtlarının yeniden incelenmesiyle yaşandı. Doktor Demirkol, ifadesinde polis ve sağlık ekiplerine haber veren kişiyi bilmediğini öne sürmüştü. Ancak Riva Polis Merkezi tarafından tutulan çözüm tutanaklarında, ihbarın bizzat Demirkol’un cep telefonundan yapıldığı ve arayan kişinin kendisini “aile hekimi” olarak tanıtarak ölümün “şüpheli” olduğunu bildirdiği ortaya çıktı.

Demirkol, bu somut delil karşısında “Telefonumu ortada bırakmıştım, başkası aramış olabilir” şeklinde bir savunma geliştirse de, HTS raporları şüpheleri daha da artırdı. Olay günü Kısıklı’daki ikametgahında olduğunu iddia eden doktorun, 6-8 Eylül 2016 tarihleri arasında o bölgede hiçbir baz kaydının bulunmadığı teknik incelemelerle tespit edildi.

Karanlık Telefon Trafiği ve Gizemli İsimler

Soruşturma kapsamında, Denizolgun’un vefat haberinin duyulmasının hemen ardından doktorun cemaat çevreleriyle kurduğu yoğun telefon trafiği dikkat çekti. HTS raporlarına göre Demirkol, vefat anından sonra Hilmi Tuna Kuriş ile ardışık görüşmeler gerçekleştirdi. Bu durum, olay yerinde sadece tıbbi bir müdahale değil, geniş kapsamlı bir organizasyonun varlığına dair şüpheleri güçlendirdi. Benzer şekilde, Girne açıklarındaki gemi faciası gibi kamuoyunun yakından takip ettiği diğer soruşturmalarda olduğu gibi, bu dosyada da adli tıp incelemeleri sırasında olay yerinde bulunan avukatlar ve cemaat mensuplarının varlığı titizlikle araştırılıyor.

“Hatırlamıyorum” Savunması İşe Yaramadı

Bakırköy 3. Sulh Ceza Hakimliği’nde savunmasını yapan Nurettin Demirkol, tüm teknik verilerin ortaya konulmasına rağmen “10 sene önceki olayı net hatırlayamıyorum, yalan beyanım yok” diyerek suçlamaları reddetti. Ancak hakimlik, mevcut delillerin kuvvetli suç şüphesi oluşturduğuna hükmederek tutuklama kararı verdi. Soruşturmanın önümüzdeki günlerde, olay yerindeki diğer kişilerin ifadeleriyle genişlemesi bekleniyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir