⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 513
🕐 Son Güncelleme: 05.09.2026 07:03
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Uluslararası bir bilim ekibi, Orta Çağ’da hayvan derisinden üretilen parşömenlerde 3 bin 700 yıllık koyun çiçeği virüsüne ait genetik izler tespit etti.
- University College Dublin liderliğindeki araştırmada, York İncilleri ve Corpus Glossary gibi bin yıllık tarihi metinlerin yapımında kullanılan enfekte hayvan derilerinden DNA elde edildi.
- Science Advances dergisinde yayımlanan bulgular, dünya kütüphanelerindeki tarihi el yazmalarının geçmişteki salgın hastalıkların evrimini anlamak için devrim niteliğinde bir genetik kütüphane olduğunu ortaya koydu.
Orta Çağ döneminde metinlerin kalıcılığını sağlamak amacıyla yoğun olarak kullanılan ve işlenmiş koyun, keçi ile sığır derisinden elde edilen parşömenler, günümüz bilim dünyasında sürpriz bir işlev üstlenmeye başladı. Uluslararası bir araştırma ekibi, yüzyıllar önce kaleme alınan tarihi el yazmalarını inceleyerek son derece bulaşıcı ve ölümcül olan koyun çiçeği virüsü için 3 bin 700 yıl öncesine dayanan genetik izler buldu.
University College Dublin bünyesindeki araştırmacıların liderliğinde yürütülen çalışmada; genetikçiler, tarihçiler, virologlar, protein kimyagerleri ve koruma uzmanları disiplinlerarası bir iş birliği gerçekleştirdi. Yüzyıllar öncesine ait el yazmalarının yapımında kullanılan derilerden alınan DNA örneği sayesinde, tarihi patojenlerin evrimsel süreci ve geçmiş toplumlar üzerindeki sosyo-ekonomik etkileri ilk kez bu kadar net bir biçimde haritalandırıldı.
Tarihi El Yazmaları Genetik Arşive Dönüştü
Çalışma kapsamında analiz edilen eserler arasında, geç Anglo-Sakson döneminden günümüze ulaşan en seçkin resimli el yazmalarından biri kabul edilen bin yıllık York İncilleri yer aldı. Bunun yanı sıra Cambridge’deki Corpus Christi College’da muhafaza edilen ve İngilizcenin en eski sözlüklerinden biri olarak bilinen Corpus Glossary ile Britanya ve kıta Avrupası’nın farklı bölgelerinden toplanan Orta Çağ metinleri detaylıca incelendi.
Araştırmanın başyazarı Louis L’Hôte, elde edilen bulguların bilim dünyası açısından taşıdığı önemi vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Patojenlere ait eski DNA’ların kaydedilmesi, geçmişteki bulaşıcı hastalıkları anlama biçimimizi tamamen değiştirdi. Burada parşömenin sadece yazılı kültürü değil, aynı zamanda hayvan patojenlerinin DNA’sını da kusursuz bir şekilde koruyabildiğini açıkça gösteriyoruz.”
Çiftlik Hayvanları ve Hayvancılık Sektörü İçin Tarihi Uyarı
Koyun çiçeği, koyunlarda yüksek ateş, derin deri lezyonları ve yüksek oranda ölüme yol açan, son derece hızlı yayılan bulaşıcı bir hastalık olarak biliniyor. Virüsün insanlara bulaştığına dair herhangi bir bilimsel kanıt bulunmasa da, tarih boyunca sürülerde yarattığı tahribat nedeniyle süt ve yün veriminde büyük düşüşlere, ticari kısıtlamalara ve devasa ekonomik krizlere yol açtığı biliniyor. Günümüzde tarım ve gıda işletmelerine yönelik sürdürülen hijyen ile sağlık denetimlerinin kökeninde de bu tür tarihi salgınların bıraktığı acı deneyimler yatıyor.
Prestijli bilim dergisi Science Advances‘ta yayımlanan araştırma, aynı el yazmasının farklı sayfalarında bile virüs DNA’sına rastlandığını ortaya koydu. Bu durum, el yazması ustalarının ve keşișlerin farkında olmadan aktif olarak enfekte olmuş, hasta hayvanların derilerini parşömen imalatında kullandıklarını kanıtlıyor.
Dünya Arşivleri Yeni Araştırmaları Bekliyor
Kültürel miras eserlerinin sadece edebi veya dini açıdan değil, aynı zamanda tıbbi ve biyolojik veri deposu olarak da değerlendirilmesi gerektiğini savunan uzmanlar, kütüphane raflarında duran binlerce belgenin incelenmesini öneriyor. Kültür tarihimizi şekillendiren tarihi el yazmaları ve klasikler, adeta haftanın kitapları listelerini süsleyen birer eser olmanın ötesinde, geçmişin biyolojik krizlerine ışık tutan birer veri bankası niteliği kazanıyor.
Bilim insanları, dünya genelindeki arşiv ve kütüphanelerin geçmişte yaşanan hayvan hastalıkları salgınlarının genetik izlerini barındırmaya devam ettiğini ve gelecek araştırmalarla farklı patojenlerin de gizeminin çözüleceğini öngörüyor.


