⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 385
🕐 Son Güncelleme: 05.09.2026 12:05
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Tarım ve Orman Bakanlığı, “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”i Resmi Gazete’de yayımlayarak yürürlüğe koydu.
- Yeni düzenleme ile sulak alanlardan su almak izne bağlanırken, çevresel akış miktarı ve tarımsal faaliyetler konusunda sıkı kriterler getirildi.
- Kamu arazilerinde yeni tarımsal alan açılması yasaklanırken, özel mülklerde organik tarım ve su kullanımı için yeni izin prosedürleri tanımlandı.
Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği açısından kritik öneme sahip sulak alanların korunması ve sürdürülebilir kullanımı için yeni bir dönem başlıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, doğal kaynakların korunması adına kapsamlı düzenlemeleri beraberinde getiriyor.
Su Kullanımında İzin Belgesi Zorunluluğu
Yeni düzenlemeye göre, sulak alanlardan veya bu alanları besleyen akarsu, dere ve kaynaklardan su almak artık izne tabi olacak. Bu adım, su kaynaklarının kontrolsüz tüketiminin önüne geçilmesini hedefliyor. Özellikle enerji, sulama ve içme suyu maksatlı su yapılarında, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından hesaplanan çevresel akış miktarının akarsu yatağına bırakılması yasal bir zorunluluk haline geldi. Bu miktar, yönetmelikte belirlenen asgari seviyenin altında kalamayacak.
Çevresel duyarlılığın artmasıyla birlikte, doğa tahribatına karşı atılan bu adımlar, Çeşme Altınkum’da yaşanan çevre skandalı gibi olayların benzerlerinin yaşanmaması adına kritik bir koruma kalkanı oluşturuyor.
Tarımda Organik Üretim Şartı ve Kısıtlamalar
Yönetmelik, özel mülkiyetteki parsellerde tarımsal kullanımı da yeniden şekillendiriyor. Sulak alan koruma bölgeleri onaylandıktan sonra, bölgede drenaj yapılmadan organik tarım ve deniz yosunu üretimi izne tabi tutulacak. Bu faaliyetler için su kuyusu açılmasına izin verilebilecek ancak üreticilerin organik üretim sertifikası sunmaları gerekecek.
Kamuya ait arazilerde ise koruma bölgelerinin ilanından sonra yeni tarımsal alan açılması tamamen yasaklandı. Halihazırda devam eden tarımsal faaliyetlere kiralama süresi sonuna kadar müsaade edilecek; süre bitiminde ise yalnızca organik üretim şartıyla faaliyetlere devam edilebilecek. Bu düzenlemeler, sadece tarımı değil, aynı zamanda bölgedeki kaçak yapılaşma ve usulsüzlüklerin de önüne geçmeyi amaçlıyor. Benzer şekilde, Sakarya’da kaçak avcılık operasyonu ile doğal yaşamı koruma çabaları da devletin çevre hassasiyetini gözler önüne seriyor.
Sanayi Bölgeleri İçin Kümülatif Etki Raporu
Yönetmeliğin bir diğer önemli maddesi ise organize sanayi ve endüstri bölgelerini ilgilendiriyor. Kontrollü kullanım bölgesinde yer alan tesislerin, çevresel kümülatif etkiyi belirlemek amacıyla değerlendirme raporu hazırlamaları gerekecek. Her tesis kendi faaliyetlerinden kaynaklanan yükümlülüklerden sorumlu olacak ve her faaliyet için ayrı bir izin belgesi düzenlenmeyecek. Ayrıca, 30 Ocak 2002 sonrası işletmeye alınan özel sektör su yapıları için 2 yıl içerisinde başvuru yapılması zorunluluğu getirildi.



