⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 383
🕐 Son Güncelleme: 05.09.2026 13:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yemen’in batısındaki Taiz ve Hudeyde illerinde 4 Eylül’de başlayan şiddetli çatışmalar, Marib, Şebve ve Hadramevt bölgelerine sıçrayarak ülke geneline yayıldı.
- Taraflar arasında balistik füzeler ve İHA’ların kullanıldığı ağır saldırılar sonucunda her iki taraftan onlarca kişi hayatını kaybetti veya yaralandı.
- Nisan 2022’de BM öncülüğünde sağlanan ateşkes süreci, son saldırılarla birlikte fiilen sona erme riskiyle karşı karşıya kalarak stratejik bir kriz noktasına ulaştı.
Yemen, uzun süredir kırılgan bir barış ortamıyla yönetilmeye çalışılırken, son günlerde yaşanan askeri hareketlilik ülkeyi yeniden bir iç savaşın eşiğine getirdi. Özellikle batı kıyısındaki stratejik bölgelerde yoğunlaşan Yemen çatışmaları, 4 Eylül itibarıyla bir zincirleme reaksiyon şeklinde ülkenin iç kesimlerine; Marib, Şebve ve Hadramevt gibi kritik noktalara taşındı.
Stratejik Cephelerde Kanlı Hesaplaşma
Çatışmaların merkez üssü olarak kabul edilen Taiz’in batısındaki Kedha, Mekbene ve Cebel Habeşi cephelerinde durum oldukça kritik. Bölgedeki askeri kaynaklara göre, Husilerin hükümet güçlerine yönelik başlattığı taarruz, 14 balistik füze ve çok sayıda insansız hava aracı (İHA) kullanımıyla şiddetlendi. Bu durum, tıpkı dünyanın farklı yerlerinde yaşanan kanlı hesaplaşmalar gibi sivil halk üzerinde de derin bir travma yaratıyor.
Hükümet güçleri, kaybedilen bazı stratejik tepelerin geri alındığını duyururken, özellikle Cebel Habeşi ilçesindeki El-Hazzan tepesi çatışmaların en yoğun yaşandığı noktalardan biri oldu. Askeri uzmanlar, bu bölgelerin Taiz ile Kızıldeniz kıyısındaki Muha kentini bağlayan ana güzergah üzerinde bulunması nedeniyle askeri açıdan “hayati” öneme sahip olduğunu vurguluyor.
Kızıldeniz’de Stratejik Kuşatma Riski
Husilerin temel hedefinin, Taiz kentini batı kıyısından izole ederek kuşatmayı sıkılaştırmak olduğu değerlendiriliyor. Bu strateji, bölgedeki lojistik ağların kesilmesini ve Muha ile Babulmendeb Boğazı’na doğru bir ilerleme kaydedilmesini amaçlıyor. Diğer taraftan, bölgedeki ekonomik faaliyetler ve devlet projeleri de bu güvenlik krizinden nasibini alıyor. Tıpkı Türkiye’deki acele kamulaştırma kararları gibi, stratejik bölgelerin kontrolü, Yemen’in gelecekteki enerji ve ulaşım altyapısı için de belirleyici olacak.
Hükümet yetkilileri, Husilerin sadece askeri mevzileri değil, aynı zamanda sivil ulaşım ağlarını da hedef aldığını rapor ediyor. El-Vaziiyye Köprüsü’nün balistik füzeyle vurulması, insani yardım koridorlarının ve sivil hareketliliğin ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu gözler önüne seriyor.
Ateşkesin Sonu mu?
Nisan 2022’de Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde sağlanan ateşkes, bölgeye kısa süreli bir nefes aldırmıştı. Ancak son saldırılar, bu ateşkesin artık sadece kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Tarafların kayıplarına dair henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, sahadan gelen bilgiler onlarca askerin hayatını kaybettiğini doğruluyor. Uluslararası toplum, çatışmaların daha geniş bir alana yayılmaması için taraflara itidal çağrısında bulunmaya hazırlanıyor.



