⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 515
🕐 Son Güncelleme: 06.09.2026 16:12
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Belçika İltica ve Göç Bakanı Anneleen Van Bossuyt, eğitim vizesi ve bursları bulunan Filistinli öğrencilerin Gazze’den ülkeye gelmesine karşı çıktı.
- Bakan Van Bossuyt, kararına gerekçe olarak “domino etkisi” yaratabileceğini ve benzer taleplerin diğer çatışma bölgelerinden de gelebileceğini öne sürdü.
- İnsan hakları kuruluşları ve üniversiteler hükümetin bu tutumunu sert bir şekilde eleştirirken, İtalya ve İngiltere gibi ülkeler tahliye mekanizmaları oluşturdu.
Brüksel, Belçika — Avrupa’da göç ve eğitim politikaları ekseninde yeni bir insan hakları krizi patlak verdi. Belçika İltica ve Göç Bakanı Anneleen Van Bossuyt, eğitim amacıyla alınmış resmi vize ve burs hakları bulunmasına rağmen, Gazze’deki Filistinli öğrencilerin ülkeye girişine kesinlikle izin vermeyeceğini duyurdu. Ülkenin Flaman bölgesinin kamu yayıncısı VRT’nin servis ettiği haber, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Yaklaşık iki yıldır Belçika’ya gelebilmek için vize onaylarını ve burs haklarını ellerinde tutarak bekleyen Filistinli öğrencilerin durumu, ülkedeki koalisyon hükümetini siyasi bir çıkmaza sürükledi. Bakan Van Bossuyt, öğrencilerin ülkeye kabul edilmesi durumunda aile birleşimi veya iltica başvurusunda bulunma ihtimaline dikkat çekerek bu duruma kapıları kapattı.
“Domino Etkisi” Bahçesi ve Siyasi Tepkiler
Savunmasını “domino etkisi” teorisi üzerine kuran Belçikalı Bakan, sadece 13 kişiden bahsedilmesine rağmen bu kapının aralanmasının Yemen, Sudan veya Afganistan gibi kriz bölgelerinden gelecek benzer talepleri tetikleyebileceğini savundu. Ancak bu gerekçe, sivil toplum kuruluşları ve akademik çevreler tarafından vicdansızlık olarak nitelendirildi.
Brüksel merkezli insan hakları temelli çalışmalar yürüten “11.11.11” adlı sivil toplum kuruluşunun yetkilisi Flor Didden, Bakan Van Bossuyt’un yaklaşımını açık bir dille eleştirdi. Didden, Filistinli öğrencilerin uluslararası hukuka ve mevcut haklarına dayanarak Belçika’ya gelme haklarının bulunduğunu vurguladı. Benzer şekilde, küresel ölçekte yaşanan krizler ve Beyaz Saray’dan Göçmen Avı Oyunu: Çocuklar İçin Tartışmalı Hamle gibi tartışmalı göç politikaları, Batı ülkelerindeki insan hakları karnesini her geçen gün daha fazla sorgulatıyor.
Üniversiteler ve Koalisyon İçindeki Çatlak
Belçika’da hükümete yönelik en sert eleştiriler; Tropikal Tıp Enstitüsü, Hasselt Üniversitesi ve Anvers Üniversitesi gibi köklü kurumların yaptığı çağrılara rağmen somut bir adım atılmaması üzerinde yoğunlaşıyor. Koalisyon ortakları arasında Gazze’deki öğrenci ve araştırmacıların tahliyesi konusunda derin bir siyasi uzlaşmazlık yaşanıyor. Sürecin kilitlenmesinde yalnızca bürokratik engeller değil, aynı zamanda iktidarın katı göç politikalarının yarattığı çözümsüzlük sarmalı da büyük rol oynuyor.
Uzmanlar, bazı öğrencilerin hukuki yollara başvurarak vize alabilmiş olmasının, idari çözümlerin tamamen imkansız olmadığını kanıtladığını belirtiyor. Öte yandan, dünyayı sarsan ve ekolojik ile siyasi krizleri derinleştiren Akdeniz’de Deniz Suyu Sıcaklığı 1940’tan Bu Yana Rekor Kırdı gibi küresel sorunlar sürerken, ülkelerin insani krizlere karşı geliştirdiği bu dışlayıcı tutum diplomasi masalarındaki tıkanıklığı gözler önüne seriyor.
Tahliye Mekanizmaları ve Uluslararası Baskı
Gazze’den son tahliyeler, Mart 2025’te 24 Belçika vatandaşı ve oturum hakkı sahibi kişinin Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı üzerinden çıkarılmasıyla sınırlı kalmıştı. Haziran ayında burs kazanmalarına rağmen Gazze’den çıkamayan öğrenciler için İtalya ve İngiltere gibi ülkelerin alternatif tahliye mekanizmaları kurması, Belçika hükümeti üzerindeki uluslararası baskıyı katbekat artırdı.
Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot’un Sözcüsü Laurens Soenen, 30 Ağustos’ta yaptığı açıklamada yeni bir tahliye için ortak karar alınmadığını belirtmişti. Soenen, temel sorunun vize işlemlerinden ziyade Gazze’den fiili çıkışın sağlanamaması olduğunu savunsa da, elinde resmi vizesi olan öğrencilerin ülkeye kabul edilmemesi bu bahanenin inandırıcılığını gölgeliyor.



