⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 357
🕐 Son Güncelleme: 06.09.2026 14:29
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, BAE, Katar, Pakistan ve Endonezya, İsrail’in Filistinlileri Gazze’den çıkarma planlarını ortak bildiriyle kınadı.
- İsrailli bakanların gündeme getirdiği 2 milyon nüfusun tahliye edilmesi hedefi, uluslararası toplumda ve bölge ülkelerinde büyük tepkiyle karşılandı.
- Ortak açıklamada, bu adımların ABD destekli barış çabalarını ve özellikle Ekim 2025 tarihli Gazze barış planını doğrudan sabote ettiği belirtildi.
Türkiye’nin öncülüğünde bir araya gelen 8 ülke, İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ne yönelik açıkladığı tartışmalı nüfus tahliye planlarına karşı sert bir duruş sergiledi. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Pakistan ve Endonezya dışişleri bakanları tarafından yayımlanan ortak bildiride, Gazze’deki Filistinlilerin topraklarından zorla koparılmasını hedefleyen mekanizmalar “en güçlü şekilde” reddedildi.
İsrail’den Tartışmalı Sürgün Planı
Krizin fitilini ateşleyen açıklamalar İsrailli bakanlardan geldi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Gazze’deki nüfusun bölgeden çıkarılması için bir plan üzerinde çalıştıklarını ve bu konuda ABD’nin onayını beklediklerini ifade etti. Hemen ardından Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir, planın kapsamını detaylandırarak, ilk yıl 250 bin, toplamda ise yaklaşık 2 milyon Filistinlinin 6 yıl içinde bölgeden gönderilmesini hedeflediklerini açıkladı.
Bu açıklamalar, bölgedeki insani krizin boyutunu değiştirirken, uluslararası kamuoyunda savaşın seyrine dair endişeleri artırdı. Gazze’de Yıkıma İnat Düğün haberlerinde görüldüğü üzere bölge halkı tüm zorluklara rağmen yaşam mücadelesi verirken, bu sürgün planı barış umutlarını zayıflatıyor.
Barış Çabaları ve Uluslararası Tepkiler
Ortak bildiride dikkat çeken en kritik nokta, söz konusu planların ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki çatışmaları sona erdirmeyi amaçlayan kapsamlı barış planı ile taban tabana zıt olmasıdır. Bakanlar, Ekim 2025’te duyurulan barış planının, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini kesin bir dille yasakladığını hatırlatarak, İsrail’in bu adımlarının barış masasını devirdiği uyarısında bulundu.
Diğer yandan, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, cumartesi günü yaptığı açıklamada İsrail’in böyle bir resmi planının olmadığını iddia ederek bakanların söylemleriyle çelişen bir tutum sergiledi. Ancak bölgedeki diplomatik trafik ve gerilim, Belçika’da Camiye Alçak Saldırı gibi uluslararası arenada yankı bulan diğer provokasyonlar ve gerilimlerle birleşerek küresel bir huzursuzluk yaratmaya devam ediyor.
Gözler şimdi İsrail hükümetinin bu baskılar karşısında nasıl bir yol izleyeceğine ve ABD yönetiminin bu “sürgün planı” iddiaları karşısında alacağı somut yaptırım kararlarına çevrilmiş durumda. Bölgedeki barışın tesisi, zorla yerinden edilme politikalarının tamamen terk edilmesine bağlı görünüyor.



