⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 382
🕐 Son Güncelleme: 06.09.2026 08:33
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 2027-2029 yıllarını kapsayan yeni Orta Vadeli Program’ı (OVP) kamuoyuna duyurdu.
- Programda 2026 yılı sonu için enflasyon hedefi yüzde 28,4 olarak açıklanırken, milli gelirin 1,8 trilyon doları aşması öngörüldü.
- Ekonomi yönetiminin sürdürülebilir büyüme ve makroekonomik istikrar odaklı yeni yol haritası, kademeli büyüme hedefleriyle dikkat çekiyor.
Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen toplantıda, Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık projeksiyonunu belirleyen 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program resmen açıklandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonomi yönetiminin temel önceliğinin makroekonomik istikrarı kalıcı hale getirmek ve enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek olduğunu vurguladı.
Enflasyonla Mücadelede Yeni Dönem
Yılmaz, konuşmasında enflasyonla mücadele sürecinin kararlılıkla devam ettiğini belirtti. Mayıs 2024’te yüzde 75,5 ile zirve yapan enflasyonun, uygulanan sıkı para ve maliye politikalarıyla düşüş eğilimine girdiğini ifade eden Yılmaz, “2026 yılının son çeyreğinde enflasyon oranının belirgin bir düşüş göstereceğini ve yıl sonunda yüzde 28,4 seviyesine gerilemesini bekliyoruz” açıklamasında bulundu. Hükümetin bu hedefi, yeni OVP ekonomik yol haritası dahilinde stratejik bir önem taşıyor.
Büyüme ve Kişi Başına Milli Gelir Hedefleri
Ekonomik büyüme verilerine de değinen Yılmaz, Türkiye’nin üretim kapasitesini artıran ve enflasyonist baskı yaratmayan bir büyüme modelini benimsediğini belirtti. 2026 yılında yüzde 3,3 olması beklenen büyüme oranının, 2027’de yüzde 4,2’ye, 2028’de yüzde 4,6’ya ve 2029’da yüzde 5’e ulaşması hedefleniyor. Ayrıca, 2026 yılı sonunda milli gelirin Cumhuriyet tarihinde ilk kez 1,8 trilyon doları, kişi başına düşen milli gelirin ise 20 bin dolar sınırını aşması öngörülüyor.
Ekonomik verilerin yanı sıra sosyal hayata dair güncel gelişmeler de gündemdeki yerini koruyor. Örneğin, toplumun farklı kesimlerini ilgilendiren maaş zammı ve alım gücü tartışmaları, ekonomik istikrarın hane halkına yansıması açısından büyük önem arz ediyor.
TL’ye Güven Artıyor
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, uygulanan politikaların finansal sisteme olan güveni tazelediğini belirtti. Yılmaz, “Uyguladığımız politikalarla Türk Lirası’na olan güven artmaya devam etti. TL mevduatımızın toplam mevduat içindeki payı yüzde 31,6’dan yüzde 61,5 seviyesine yükseldi” dedi. Bu durum, ekonomideki normalleşme sürecinin en somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, küresel risklerin ekonomi üzerindeki etkilerine de değinen Yılmaz, Merkez Bankası verilerine göre jeopolitik savaşların enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisinin yaklaşık 7 puan olduğunu hatırlattı. Hükümet, bu dışsal şoklara rağmen iç talep dengelenmesini ve sürdürülebilir ihracat odaklı büyümeyi hedefliyor.



