⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 373
🕐 Son Güncelleme: 06.09.2026 14:15
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yunan basını, Atina’nın Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı izlediği çatışmacı dış politikayı “ulusal bir felaket” olarak tanımladı.
- Geçmişte terör örgütü PKK’yı destekleme hatasına düşen Yunanistan’ın, şimdi de İsrail ile benzer riskli bir yakınlaşma içine girdiği vurgulandı.
- Uzmanlar, elektrik kablosu gibi projelerin enerji ihtiyacından ziyade sadece provokasyon amacı taşıdığını ve Türkiye ile ilişkileri derin bir krize sürüklediğini belirtiyor.
Doğu Akdeniz’de gerilimi tırmandıran hamleleriyle dikkat çeken Yunanistan, kendi basınında sert eleştirilerin hedefi oldu. Atina hükümetinin Türkiye karşıtlığı üzerine inşa ettiği dış politikanın, ülkeyi belirsiz ve tehlikeli bir geleceğe sürüklediği ifade ediliyor. Analistler, Yunan siyasetinin rasyonel zeminden uzaklaştığını ve “düşmanımın düşmanı dostumdur” mantığıyla hareket etmenin ülkeye büyük zararlar verdiğini savunuyor.
Geçmişin Hataları: PKK’dan İsrail’e
Yunan medyasında çıkan analizlerde, 90’lı yıllarda Atina’nın terör örgütü PKK’ya verdiği desteğin, bugünkü İsrail merkezli stratejiyle benzer bir “ahlaki ve siyasi çöküş” olduğu vurgulanıyor. Türkiye ile çatışmaya odaklı bir dış politikanın, ülkenin çıkarlarıyla örtüşmediği belirtilirken, bu durumun Yunanistan’ı bölgesel bir piyon haline getirdiği ifade ediliyor. Tıpkı Türkiye’nin ekonomik hedefleri gibi, ülkelerin dış politikada rasyonel ve sürdürülebilir adımlar atması gerektiği hatırlatılıyor.
Enerji Projeleri Bir Provokasyon Aracı mı?
İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasında planlanan denizaltı elektrik kablosu projesi, analizlerde en çok eleştirilen konulardan biri. Uzmanlar, her iki ülkenin de aslında bu kabloya elektriksel olarak ihtiyaç duymadığını, projenin tek amacının Türkiye’yi kışkırtmak olduğunu savunuyor. “EastMed” projesinin başarısızlığına atıfta bulunulan yazılarda, bu yeni girişimin de aynı akıbete uğrayacağı ve geriye sadece “provokasyon ve çatışma” kalacağı öngörülüyor. Siyasetin bu denli kutuplaştırıcı bir zemine kayması, tıpkı siyasi kongrelerdeki tartışmalı süreçler gibi, kamuoyunda da ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.
“Ulusal Bir Felaket” Uyarısı
Yunanistan’ın Avrupa’daki konumunu terk ederek kendini Orta Doğu’daki çatışmaların merkezine attığına dikkat çeken yazarlar, Atina’nın “en güvenilmez ve saldırgan oyunculara” bağımlı hale geldiğini belirtiyor. Bu durumun, Yunanistan’ın uluslararası hukuk ve meşruiyet iddiasını zedelediği ifade ediliyor. Ayrıca, ülkede ekonomik istikrarı hedefleyen planlar yerine, ideolojik çatışmaların ön plana çıkarılmasının gelecek nesiller için büyük bir risk oluşturduğu belirtiliyor.
Sonuç olarak, Yunan basını hükümeti aklıselime davet ediyor. Türkiye ile çatışmanın bir kazanç sağlamadığı, aksine Yunanistan’ın bölgesel gücünü zayıflattığı konusunda hemfikir olan analistler, “aptalca” olarak nitelendirdikleri bu maceracı politikalardan bir an önce vazgeçilmesi gerektiğini vurguluyor.



