⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 474
🕐 Son Güncelleme: 07.09.2026 21:41
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Nikaragua’nın Almanya’ya karşı “Gazze’deki soykırıma destek verdiği” iddiasıyla açtığı davanın duruşmaları, Lahey’deki Barış Sarayı’nda başladı.
- Almanya heyeti ilk duruşmada ön itirazlarını sunarak, üçüncü taraf konumundaki İsrail’in davaya taraf olmadığını ve davanın esasa girilemeyeceğini savundu.
- Alman yetkililer, İsrail’e silah satışlarının uluslararası hukuka ve ülkenin tarihi sorumluluklarına uygun olarak titizlikle denetlendiğini öne sürdü.
Lahey’deki Barış Sarayı, uluslararası hukuku ve küresel siyaseti sarsacak tarihi duruşmalardan birine ev sahipliği yapıyor. Nikaragua tarafından Almanya’ya karşı açılan ve Berlin yönetiminin Gazze’deki soykırıma destek verdiğini öne süren davanın ilk tur duruşmaları resmen başladı. Dünyanın dikkatle takip ettiği yargı sürecinde, Almanya heyeti ilk gün Divan hakimlerine ön itirazlarını sundu ve davanın hukuki dayanağını sert bir şekilde sorguladı.
Almanya’dan UAD’de “Yargı Yetkisi” İtirazı
Duruşmada Almanya adına ilk sözü alan Dışişleri Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürü ve Hukuk Danışmanı Julia Monar, ülkesinin konumunu savundu. Monar, davada nihai bir karara varılabilmesi için öncelikle İsrail’in Gazze’deki askeri eylemlerinin hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Ancak üçüncü taraf konumundaki İsrail’in bu davaya taraf olmadığını ve rıza göstermediğini belirten Monar, davanın bu aşamada esasa girilmeden hukuken ilerletilemeyeceğini savundu.
İsrail’e silah satışına ilişkin yöneltilen suçlamalara da değinen Julia Monar, çok sayıda başvuru aldıklarını, bu taleplerin bazılarının incelenmeye alındığını bazılarının ise soruşturma açılmasına gerek görülmeden reddedildiğini ifade etti. Öte yandan, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiğini belirten uzmanlar, uluslararası ilişkilerdeki bu tür krizlerin yanı sıra dünyada farklı coğrafyalarda yaşanan İsrail’in Lübnan Saldırısı: 1 Ölü, 10 Yaralı gibi trajik olayların da küresel barışı tehdit etmeye devam ettiğini vurguluyor.
Silah İhracatı ve Tarihi Sorumluluk Vurgusu
Almanya’nın İsrail’e verdiği desteğin uluslararası insancıl hukuka uyum taahhütlerinden ayrılamayacağını savunan Monar, “İsrail Devleti’nin varlığına ve güvenliğine yönelik sarsılmaz desteğimiz, Almanya’nın kalıcı tarihi sorumluluğundan doğan Alman-İsrail ilişkilerinin özünü oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Bu desteğin uluslararası hukuka aykırılık teşkil etmediğini iddia eden heyet, UNRWA’ya sağlanan mali desteklerin de Filistin halkının haklarına verilen önemin bir kanıtı olduğunu öne sürdü.
Ancak Alman basınında yer alan bazı raporlar, silah ihracatına yönelik çelişkili tabloları gözler önüne seriyor. Der Spiegel dergisinin haberine göre, Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığının muhalefete verdiği yanıtta, ocak-haziran döneminde İsrail’e toplam 800 milyon avro değerinde askeri malzeme tedariki için lisans verildiği ortaya çıkmıştı. Küresel ve yerel gelişmeler sadece siyaset sahnesinde değil, teknoloji ve ticaret dünyasında da yankı buluyor; nitekim uzmanlar bu tür ekonomik verileri analiz ederken tıpkı Krafton’dan Hindistan’a 250 Milyon Dolarlık Dev Teknoloji Yatırımı! haberinde olduğu gibi büyük fonların stratejik hamlelerini de yakından inceliyor.
Uyuşmazlık Bulunmadığı İddiası
Almanya heyetinden ikinci olarak söz alan Oxford Üniversitesi Uluslararası Kamu Hukuku Profesörü Antonios Tzanakopoulos ise Nikaragua ile Almanya arasında hukuki anlamda bir uyuşmazlık bulunmadığını belirtti. Tzanakopoulos, Nikaragua’nın davayı açtığı tarihte Almanya ile arasında UAD yolunu açacak nitelikte somut bir anlaşmazlık olmadığını savunarak davanın usulden reddedilmesi gerektiğinin altını çizdi. Mahkemenin önümüzdeki günlerde tarafların sunumlarını inceleyerek ön itirazlar hakkında karar vermesi bekleniyor.



