Gündem

Denizin Dibindeki 121 Bin Ton Boru Parçalanıyor: Büyük Tehlike!

Deniz tabanında terk edilen 121 bin tonluk petrol ve gaz boru altyapısı parçalanmaya başladı. Yılda 500 ton mikroplastik denize karışabilir.

OKUMA AYARLARI
Denizin Dibindeki 121 Bin Ton Boru Parçalanıyor: Büyük Tehlike!
Denizin Dibindeki 121 Bin Ton Boru Parçalanıyor: Büyük Tehlike!
📍 Konum: Londra, Birleşik Krallık
⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 517
🕐 Son Güncelleme: 07.09.2026 17:17

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Birleşik Krallık kıta sahanlığında terk edilen 121 bin tonluk deniz altı plastik altyapısı zamana yenik düşerek parçalanmaya başladı.
  • Araştırmalar, sürtünme ve akıntılar nedeniyle bu borulardan her yıl 500 tona kadar mikroplastiğin deniz ekosistemine karıştığını gösteriyor.
  • Uzmanlar, kullanım dışı kalan petrol ve gaz tesislerinin sökülme süreçlerinde deniz tabanındaki plastik atıkların acilen hesaba katılması gerektiğini vurguluyor.

Okyanusların ve denizlerin derinliklerinde onlarca yıldır unutturulan sanayi atıkları, küresel ölçekte devasa bir ekolojik krize dönüşüyor. Plymouth Üniversitesi bilim insanları tarafından yürütülen kapsamlı bir araştırma, deniz tabanındaki petrol ve gaz arama tesislerini birbirine bağlayan yüz binlerce tonluk plastik altyapının parçalanmaya başladığını ortaya koydu. Birleşik Krallık kıta sahanlığında yapılan hesaplamalara göre, deniz altı altyapısında yaklaşık 220 bin ton plastik malzeme kullanıldı ve bu miktarın 121 bin tonu halen deniz tabanında terk edilmiş halde bulunıyor.

22 Yıllık Enkazın Altındaki Korkunç Gerçek

Araştırmacılar, yalnızca teorik hesaplamalarla yetinmeyip Shetland Adaları açıklarında bulunan ve 22 yıl boyunca deniz tabanında kalan Brent petrol sahası altyapısından fiziksel örnekler çıkardı. Mikroskop altında gerçekleştirilen laboratuvar analizlerinde, doğrudan deniz suyuna maruz kalan plastik kaplamalarda derin çatlaklar, yüzey aşınmaları ve parçalanmalar tespit edildi. Deniz tabanındaki dip akıntıları, kum taneciklerinin yarattığı sürekli sürtünme ve fiziksel basınca bağlı aşınmalar, plastik kaplamaların mikro parçacıklara dönüşmesini hızlandırıyor.

Yapılan araştırmada dikkat çeken bir diğer unsur ise beton muhafazalı boruların durumuydu. Beton kaplama ile korunan bölümlerin, doğrudan açık deniz suyu ile temas eden kaplamasız borulara kıyasla aşınmaya karşı daha dirençli olduğu belirlendi. Tıpkı karasal alandaki ihmalkarlık iddialarında çürüyen malzemeler gibi, deniz altında terk edilen bu devasa sanayi atıkları da zamanla doğaya geri dönülemez zararlar veriyor.

Yılda 500 Ton Mikroplastik Deniz Canlılarını Tehdit Ediyor

Bilim insanlarının geliştirdiği simülasyon modellerine göre, sadece Birleşik Krallık sularındaki eski petrol ve gaz boru hatlarından her yıl 4,5 ila 500 ton arasında mikroplastik çevreye yayılıyor. Bu rakamın üst sınırı, kozmetik ürünlerdeki mikroplastik taneciklerin yasaklanmasından önce denizlere karışan yıllık miktarı dahi geride bırakıyor. Deniz ekosistemine karışan bu mikro parçacıklar, balıklardan kabuklulara kadar pek çok canlı tarafından besin sanılarak tüketiliyor ve besin zinciri yoluyla insan sofralarına kadar ulaşıyor.

Gezegenimizin karşı karşıya olduğu ekolojik dengesizlikler, karada yaşanan sel felaketi ve aşırı hava olayları ile sınırlı kalmıyor; okyanusların derinliklerinde de sessiz sedasız büyüyor. Ayrıca deniz emniyeti konusundaki yetersizliklerin neden olduğu gemi kazası felaketleri gibi vakalar, insanoğlunun deniz ekosistemleri üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Sanayi Atıkları Neden Sökülmüyor?

Küresel ölçekte deniz altı altyapılarının sökülüp karaya çıkarılması oldukça yüksek maliyetli ve teknik olarak meşakkatli bir süreç. Araştırma verilerine göre, Birleşik Krallık’taki plastik içeren deniz altı altyapısının yaklaşık yüzde 55’inin gelecekte de denizde bırakılacağı öngörülüyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise durum daha vahim: 1960’lı yıllardan bu yana kullanım dışı bırakılan boru hatlarının yüzde 97’sinden fazlası deniz tabanında terk edilmiş durumda.

Prestijli bilim dergisi Journal of Hazardous Materials‘da yayımlanan çalışmanın yazarları, enerji şirketlerinin ve hükümetlerin tesis söküm kararları alırken sadece karasal atık yönetimine odaklanmamaları gerektiğinin altını çiziyor. Deniz tabanında bırakılan her bir boru metresi, önümüzdeki yüzyıllar boyunca okyanuslarımızı zehirleyecek birer mikroplastik fabrikası gibi çalışmaya devam edecek.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir