⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 408
🕐 Son Güncelleme: 07.09.2026 18:20
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- TBMM’ye sunulacak yeni yargı paketiyle, Türk hukuk sistemindeki tartışmalı “süresiz nafaka” uygulamasına son verilmesi hedefleniyor.
- Yeni düzenleme, nafaka sürelerini evlilik süresi, yaş ve ekonomik durum gibi kriterlere bağlayan kademeli bir sisteme dönüştürüyor.
- Çocukların bakımını kapsayan iştirak nafakası bu değişiklikten etkilenmezken, yoksulluk nafakası için evlilik süresine endeksli üst sınırlar getiriliyor.
Türkiye’de uzun yıllardır hukukçular, akademisyenler ve kamuoyu nezdinde tartışılan “yoksulluk nafakası” konusunda köklü bir değişim süreci başlıyor. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Medeni Kanun’daki “süresiz olarak” ifadesini iptal etmesinin ardından, hükümet düğmeye bastı. Ekim ayında TBMM gündemine taşınması beklenen yeni yargı paketi, boşanma sonrası nafaka yükümlülüğünde ucu açık borçluluk dönemini kapatarak, yerine öngörülebilir ve kademeli bir sistem getirmeyi hedefliyor.
Süresiz Nafaka Yerine Evlilik Süresine Endeksli Model
Mevcut uygulamada Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi gereği, boşanma sonrası yoksulluğa düşen tarafa süresiz olarak nafaka bağlanabiliyordu. Yeni taslak, bu durumu “belirli bir süre sınırı” ile yeniden tanımlıyor. Artık nafaka borçluluğu, evliliğin devam ettiği süreyle doğrudan ilişkilendirilecek. Örneğin, 3 yılın altındaki evliliklerde nafaka süresinin 2 ila 3 yıl ile sınırlandırılması, 5-10 yıl arası evliliklerde ise evlilik süresini aşmayacak şekilde bir üst sınır uygulanması planlanıyor.
Bu düzenleme, bireylerin boşanma sonrasında ekonomik olarak kendi ayakları üzerinde durabilmelerini teşvik etmeyi amaçlıyor. Benzer ekonomik reformlar ve dijital dönüşüm süreçleri, GITEX Ai Türkiye 2026 gibi etkinliklerde de sıkça tartışılan verimlilik odaklı yaklaşımların bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Hakimlere Esneklik Tanınacak
Yeni modelin en dikkat çekici yanlarından biri, katı bir süre sınırının ötesinde “hakim takdirine” bırakılan esneklik payı. Mahkemeler karar verirken sadece evlilik süresine değil; tarafların yaş, sağlık durumu, çocuk varlığı ve iş gücüne katılım kapasitesi gibi nesnel kriterleri de göz önünde bulunduracak. Bakıma muhtaç olan veya yeniden çalışma hayatına dönmesi mümkün olmayan bireyler için nafaka süresinin uzatılmasına imkan tanınacak.
Öte yandan, nafaka süresi dolduğu halde yoksulluğu devam eden vatandaşlar için devletin sosyal güvenlik ağları devreye girecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, bu noktada destek mekanizmalarını harekete geçirerek bireylerin mağduriyet yaşamaması için yeni sosyal yardım stratejileri geliştirecek. Bu süreç, ülkemizdeki genel ekonomik ve sosyal istikrarı koruma çabalarının bir parçası olarak görülüyor; tıpkı İstanbul’da Yarısı Bizden Projesi ile vatandaşın konut sorununa yönelik atılan adımlar gibi, devletin sosyal devlet ilkesini güçlendirme kararlılığını yansıtıyor.
İştirak Nafakası Statüsünü Koruyor
Yapılacak düzenlemeyle ilgili en çok merak edilen konulardan biri de çocukların durumuydu. Yetkililer, velayeti üstlenen ebeveyne çocuğun bakımı ve eğitimi için ödenen “iştirak nafakası”nın bu yeni düzenlemeden muaf tutulacağını belirtti. Çocuk 18 yaşına gelene kadar devam eden iştirak nafakası, mevcut hukuki statüsünü korumaya devam edecek.


