Gündem

Kaşif Kozinoğlu Dosyasında Şok Gelişme: Suikast Şüphesi 15 Yıl Sonra!

Silivri'de hayatını kaybeden MİT'çi Kaşif Kozinoğlu'nun dosyası yeniden açıldı. Gizemli e-posta ve gardiyanın şüpheli hamleleri suikast iddialarını güçlendiriyor.

OKUMA AYARLARI
Kaşif Kozinoğlu Dosyasında Şok Gelişme: Suikast Şüphesi 15 Yıl Sonra!
Kaşif Kozinoğlu Dosyasında Şok Gelişme: Suikast Şüphesi 15 Yıl Sonra!
📍 Konum: İstanbul, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 408
🕐 Son Güncelleme: 08.09.2026 08:39

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Eski MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılında Silivri Cezaevi’ndeki şüpheli ölümü, Adalet Bakanlığı’nın talimatıyla 15 yıl sonra yeniden incelemeye alındı.
  • Soruşturmada, Kozinoğlu fenalaştığında alarmı kapatıp radyo sesini açan ve ardından yurt dışına kaçan bir gardiyanın varlığı ile otopsi raporundaki eksiklikler odak noktası haline geldi.
  • Ailenin ve tanıkların beyanları, olayın bir “kalp krizi” değil, planlı bir FETÖ sabotajı olabileceği yönündeki şüpheleri zirveye taşıdı.

Türk istihbarat tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kabul edilen eski MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun vefatı, aradan geçen 15 yıla rağmen gündemdeki yerini koruyor. 2011 yılında Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybeden Kozinoğlu’nun ölümü, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yürütülen yeni soruşturma ile mercek altına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in bizzat yakından takip ettiği süreç, “hiçbir dosyanın unutulmayacağı” mesajıyla kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Telsiz Sessizliği ve Radyo Manipülasyonu

Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı detay, Kozinoğlu’nun son anlarına dair güvenlik kamerası kayıtlarından elde edildi. Kozinoğlu’nun fenalaştığı dakikalarda, o dönem özel olarak koğuşa görevlendirilen infaz koruma memuru Ferhat Veysi Gül’ün hareketleri, bir sabotaj ihtimalini güçlendiriyor. İddiaya göre Gül, acil durum butonuna basılmasına rağmen müdahale etmek yerine odadaki radyonun sesini sonuna kadar açarak dış dünyayla iletişimi kesti. Bu hamleyle kritik dakikaların kaybedilmesine neden olan şüpheli gardiyanın, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Fransa’ya kaçtığı tespit edildi.

Bu gelişmeler, tıpkı Selçuk Mızraklı tahliye süreci gibi, geçmişe dönük adli vakaların yeniden hukuk önünde tartışılmasına olanak tanıyor. Devletin, geçmişteki karanlık noktaları aydınlatma konusundaki kararlılığı, Kozinoğlu dosyasının tozlu raflardan indirilmesini sağladı.

İki Büyük Şüphe: Vitamin ve Gizemli İhbar

Kozinoğlu’nun ölümünü “doğal” olmaktan çıkaran iki temel şüphe var. Birincisi, Kozinoğlu’nun ölümünden hemen önce talep ettiği vitamin hapları. Aile ve hukukçular, bu hapların detaylı bir toksikolojik incelemeye tabi tutulmamasının büyük bir adli ihmal olduğunu savunuyor. İkinci şüphe ise, ölümün hemen ardından bir gizli tanıktan avukata gönderilen e-posta. Söz konusu mesajda, Kozinoğlu’nun kalp krizinden ölmediği iddia ediliyor. Bu ihbarın o dönem güvenlik gerekçesiyle üstünün kapatılması, suikast iddialarını destekleyen bir diğer kanıt olarak dosyaya girdi.

Güncel gündemde yer alan diğer olaylarda olduğu gibi, örneğin İstanbul’da taksi dehşeti gibi toplum vicdanını yaralayan olaylar, adalet mekanizmasının hızla işlemesi gerektiğinin bir göstergesidir. Kozinoğlu dosyasındaki yeni tanık ifadeleri, bu sürecin bir suikast soruşturmasına evrilebileceğini gösteriyor.

“Kırık Kalp Sendromu” ve Aile Beyanları

Kozinoğlu’nun kız kardeşi Fügen Bıçaklıoğlu ile yaptığı son görüşmeler, istihbaratçının kendi sağlığına dair endişelerini ortaya koyuyor. “Daha önce psikolojik baskıdan ‘kırık kalp sendromu’ yaşadım” diyen Kozinoğlu’nun, cezaevi koşullarında maruz kaldığı baskının, önceden planlanmış bir müdahale ile birleşmiş olması ihtimali savcılık tarafından derinlemesine araştırılıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir