⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 458
🕐 Son Güncelleme: 09.09.2026 17:56
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Arnavutluk’taki Yunan azınlığa yönelik açıklamalarına sert tepki gösterdi.
- Açıklamada, Yunanistan’ın Arnavutluk’ta azınlık haklarını savunurken kendi ülkesindeki Batı Trakya Türk toplumuna karşı çifte standart uyguladığı vurgulandı.
- Yunanistan’ın, adında “Türk” kelimesi geçen dernekleri kapattığı ve uzun süredir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını kasıtlı olarak uygulamadığı hatırlatıldı.
Avrupa siyasetinde azınlık hakları konusundaki ikiyüzlü yaklaşımlar, uluslararası sivil toplum kuruluşlarının radarına girmeye devam ediyor. Son olarak Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF), Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in Arnavutluk’taki Yunan azınlığa ilişkin sözlerine çok sert bir dille karşılık verdi. Başbakan Miçotakis’in 90. Selanik Uluslararası Fuarı kapsamındaki söylemleri, Atina yönetiminin azınlıklar konusundaki samimiyetsizliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Miçotakis’in Arnavutluk Çıkışı ve Çifte Standart İddiası
Miçotakis’in, Arnavutluk’taki Yunan azınlığın haklarının korunmasının yalnızca ikili ilişkilerle değil, aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa hukuku yükümlülükleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu savunması dikkat çekti. Ancak bu açıklamalar, Atina’nın kendi sınırları içinde yaşayan Türk azınlığa yönelik yıllardır sürdürdüğü inkâr politikalarıyla tamamen çelişiyor. Dünyadaki ve bölgedeki ekonomik, siyasi ve diplomatik gelişmeler yakından takip edilirken, örneğin Bakan Bolat: Türkiye satın alma gücünde dünyada 11. sırada! açıklamaları gibi küresel ve ulusal dengeler tartışılırken, Yunanistan’ın kendi içindeki insan hakları ihlalleri örtbas edilmeye çalışılıyor.
ABTTF tarafından yapılan resmi açıklamada, Yunanistan’ın 1981 yılından bu yana AB üyesi olmasına rağmen Batı Trakya Türk toplumunun temel hak ve özgürlüklerini sistematik olarak ihlal ettiği net bir şekilde ifade edildi. Batı Trakya’daki Türklerin etnik kimliğinin resmi olarak tanınmaması, hukukun üstünlüğü ilkesiyle tamamen ters düşüyor.
Kapatılan Dernekler ve Uygulanmayan AİHM Kararları
Yunanistan’ın azınlık politikalarındaki baskıcı tutumu yeni değil. Tarihsel süreçte 1927’de kurulan İskeçe Türk Birliği (İTB), 1928’de kurulan Gümülcine Türk Gençler Birliği (GTGB) ve 1936’da kurulan Batı Trakya Türk Öğretmenler Birliği (BTTÖB) gibi köklü kurumlar, isimlerinde “Türk” ibaresi yer aldığı gerekçesiyle 1980’li yıllarda hedef alındı. Lozan Antlaşması’ndaki tanımlamalar bahane edilerek bu derneklerin resmi statüleri ellerinden alındı ve kapatıldı.
Yıllar süren hukuk mücadelesi sonucunda konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınmış, mahkeme 2007 ve 2008 yıllarında verdiği kararlarda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmişti. Buna rağmen Yunanistan Parlamentosu, 2017 yılında çıkardığı tartışmalı bir yasal düzenlemeye “milli güvenlik söz konusu olduğunda karar uygulanmayabilir” maddesini ekleyerek AİHM kararlarını hiçe saydı.
Uluslararası Hukuka Çağrı
Uzmanlar, uluslararası alanda yaşanan krizlerin ve insan hakları ihlallerinin global ölçekte tepki topladığını belirtiyor. Tıpkı uluslararası arenadaki diğer hak ihlallerine karşı gösterilen hassasiyet gibi, örneğin İngiltere’den İsrail’e sert uyarı: Sabrımız tükendi şeklinde yankı bulan diplomatik çıkışlarda olduğu gibi, Yunanistan’ın da azınlık hakları konusunda AB standartlarına uymaya zorlanması gerektiği vurgulanıyor.
Batı Trakya Türk toplumu, kimliklerinin tanınmasını, haksız yere kapatılan derneklerinin iade edilmesini ve AİHM kararlarının derhal uygulanmasını talep ediyor.



