⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 394
🕐 Son Güncelleme: 09.09.2026 12:42
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsveç, Avrupa Birliği dışından gelen ve ülkeyi gönüllü olarak terk etmeyi kabul eden göçmenlere 350 bin İsveç kronu (yaklaşık 1,75 milyon TL) tutarında nakdi destek programı başlattı.
- Toplam 1,3 milyar kronluk bütçeye rağmen, uygulama yürürlüğe girdiğinden bu yana sadece 171 kişi başvuru yaparak beklentilerin oldukça altında kaldı.
- Hükümet, vatandaşlık şartlarını ağırlaştırıp daimi ikamet izinlerini kaldırırken, muhalefet ve insan hakları kuruluşları bu sert politikalara tepki gösteriyor.
İsveç hükümeti, yükselen göçmen nüfusu ve suç oranlarını dengelemek amacıyla Avrupa Birliği (AB) dışından gelen sığınmacılara yönelik oldukça tartışmalı bir “gönüllü geri dönüş” programını hayata geçirdi. Başbakan Ulf Kristersson’un öncülüğünde yürütülen bu politika kapsamında, ülkesine geri dönmeyi kabul eden göçmenlere 350 bin İsveç kronu, yani güncel kurla yaklaşık 1 milyon 750 bin TL nakdi destek verilecek.
Beklentiler ve Gerçekler Arasındaki Uçurum
Hükümetin toplamda 1,3 milyar İsveç kronu bütçe ayırdığı bu teşvik programı, yılın başında yürürlüğe girmesine rağmen beklenen ilgiyi görmedi. Resmi rakamlara göre, şimdiye kadar programa başvuru yapanların sayısı sadece 171 kişi ile sınırlı kaldı. Göç uzmanları, bu verinin “mali teşviklerin geri dönüşleri artırmada yetersiz kaldığı” yönündeki görüşleri desteklediğini belirtiyor.
Ülkedeki siyasi atmosfer, tıpkı küresel gündemde yankı bulan diğer siyasi krizler gibi oldukça gergin. Hükümete dışarıdan destek veren sağ popülist İsveç Demokratları Partisi, geri dönüş süreçlerini daha agresif bir şekilde genişletmek isterken, bu durum toplumun farklı kesimleri arasında derin ayrışmalara neden oluyor.
Vatandaşlıkta Yeni Dönem: Sınav ve Dil Şartı
İsveç’in göçmenlere yönelik attığı adımlar sadece nakdi teşvikle sınırlı değil. Ülkede artık daimi ikamet izinleri kaldırıldı ve izinlerin üç yılda bir yenilenmesi zorunlu hale getirildi. Ayrıca vatandaşlık başvurularında çok daha sert kurallar uygulanıyor. Başvuru sahiplerinin artık İsveç tarihi, kraliyet ailesi ve geleneksel bayramlar gibi konularda zorunlu bir genel kültür ve dil sınavına tabi tutulmaları gerekiyor.
Göç Bakanı Johan Forssell, vatandaşlığın sadece bir hak değil, aynı zamanda ciddi sorumluluklar barındıran bir statü olduğunu savunuyor. Ancak bu katı kurallar, ülkede yaşayan yaklaşık 2 milyon yabancı kökenli birey arasında huzursuzluğa yol açmış durumda. Tıpkı günlük hayatta alınan güvenlik önlemleri gibi, hükümet de göçmen politikasında “güvenlik” eksenli bir yaklaşımı benimsiyor.
Siyasi Seçimler Öncesi Göç Tartışması
13 Eylül’de gerçekleştirilecek seçimler öncesinde göç meselesi siyasetin ana eksenini oluşturuyor. Nüfusu 10,6 milyon olan ülkede, hükümet ile merkez sol muhalefet arasındaki yarış başa baş gidiyor. İnsan hakları savunucuları, bu sert adımların toplumda kalıcı hasarlar bırakabileceği konusunda uyarılarda bulunurken, Stockholm Camisi İmamı Mahmoud Khalfi gibi dini liderler de Müslüman göçmenler arasında ciddi bir kaygı ve dışlanmışlık hissi oluştuğunu dile getiriyor.



