⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 436
🕐 Son Güncelleme: 10.09.2026 07:03
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde yapılan seçimlerde, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi yüzde 43.8 oy alarak tarihi bir birincilik elde etti.
- Gazeteci Mustafa Balbay, AfD’nin bu yükselişinin hem Avrupa-Amerika hem de Ukrayna-Rusya hattını sarsacak çift taraflı bir domino etkisi yaratacağını vurguladı.
- Tarihi benzerliklere dikkat çeken uzmanlar, mevcut sosyo-ekonomik kriz ortamının 1930’lar Almanyası’nda Hitler’in yükseliş dönemini anımsattığı uyarısında bulunuyor.
Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde gerçekleştirilen yerel seçimlerde, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin yüzde 43.8 gibi rekor bir oy oranıyla birinci sıraya yükselmesi dünya siyasetinde adeta deprem etkisi yarattı. Geçmişte tek haneli oy oranlarıyla marjinal bir çizgide yer alan partinin bu denli güçlü bir çıkış yapması, Avrupa genelinde yükselen milliyetçi dalganın en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Deneyimli gazeteci ve başyazar Mustafa Balbay, Almanya’daki bu eksen kaymasının küresel ölçekte nasıl bir “çift taraflı domino etkisi” yaratacağını mercek altına aldı.
Küresel Dengeleri Sarsacak Çift Taraflı Domino Etkisi
Mustafa Balbay’a göre Almanya’da yaşanan bu radikal değişim, sınırları aşan bir etki gücüne sahip. Siyasi coğrafyanın merkezindeki bu kırılma, Batı cephesinde Avrupa-Amerika ittifakını, Doğu cephesinde ise Ukrayna-Rusya savaşının geleceğini doğrudan etkileyecek bir potansiyele sahip. Avrupa’nın ekonomik lokomotifinde yaşanan bu siyasi çalkantı, küresel finans çevrelerinde de yakından takip ediliyor. Nitekim Avrupa genelindeki bu belirsizlik ortamında piyasalarda gözler TCMB ve ECB’nin faiz kararlarına çevrildi ve ekonomik istikrar arayışları hız kazandı.
“Ben Geliyorum” Diyen Aşırı Sağ Dalgası
AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferi uluslararası kamuoyunda şaşkınlıkla karşılansa da, aslında bu sonucun uzun süredir sinyallerini verdiği belirtiliyor. 20 Eylül’de Berlin’de ve eski Doğu Almanya eyaletlerinde yapılacak olan seçimlerde de benzer bir tablonun ortaya çıkması bekleniyor. Almanya’da sağdan sola neredeyse tüm geleneksel siyasi partilerin tabanında, seçmenlerin AfD’yi mevcut sistem krizlerine karşı “gerçek bir alternatif” olarak görmeye başlaması, yerleşik siyaset anlayışının büyük bir tıkanma içinde olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, dünya genelinde de iç siyasi gerilimler ve ittifak çatlakları dikkat çekiyor; Türkiye’de de son dönemde fısıldanan Erdoğan ve Bahçeli arasında seçim krizi iddiaları, küresel düzeyde siyasi istikrarsızlıkların farklı boyutlarda nasıl nüksettiğini gözler önüne seriyor.
Tarih Tekerrür mü Ediyor? 1930’lar Almanyası ve Hitler Benzetmesi
Mustafa Balbay, analizinde Almanya Sosyal Demokrat Halk Dernekleri Federasyonu (HDF) Onursal Başkanı Ahmet İyidirli’nin tarihi saptamalarına da yer veriyor. İyidirli, bugünkü tablonun Birinci Dünya Savaşı sonrasında ağır ekonomik buhran yaşayan ve işsizlikle boğuşan Weimar Almanyası ile büyük benzerlikler taşıdığını ifade ediyor. 1924 ve 1928 seçimlerinde geleneksel partilerin halkın sorunlarına çare üretememesi üzerine, Adolf Hitler’in kitlelerin taleplerini manipüle ederek yükseldiğini hatırlatan İyidirli, bugünkü sosyo-ekonomik çıkmazın da benzer tehlikeli bir zemin hazırladığı konusunda uyarıda bulunuyor.
Sonuç olarak, Almanya’da tırmanan bu aşırı sağ dalga sadece ülkenin iç dinamiklerini değil, küresel jeopolitik dengeleri de kökten değiştirmeye aday görünüyor.



