⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 384
🕐 Son Güncelleme: 10.09.2026 09:10
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku’nun akıbetiyle ilgili soruşturmada, naaşın kimyasal maddelerle yok edilmiş olma ihtimali değerlendiriliyor.
- Adalet Bakanı Akın Gürlek, dosyada yeni tanık beyanlarına ulaşıldığını ve geçmişte olayı örtbas etmeye çalışan kamu görevlilerinin incelendiğini belirtti.
- Soruşturmanın öncelikli hedefi, ailenin evlatlarını defnedebilmesi için naaşa ulaşmak ve olayın perde arkasındaki tüm şüphelileri yargı önüne çıkarmak.
Türkiye’nin uzun süredir yakından takip ettiği Gülistan Doku soruşturması, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde yaptığı çarpıcı açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı. 2020 yılından beri haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Doku’nun akıbetine dair dosyada, bugüne kadar hiç gündeme gelmeyen ürkütücü bir ihtimal üzerinde duruluyor.
Naaş Kimyasal Madde ile mi Yok Edildi?
Bakan Gürlek, soruşturmanın derinleştirilerek devam ettiğini vurgularken, kamuoyunu sarsan bir detayı paylaştı. Dosyadaki yeni beyanlara göre, Gülistan Doku’nun naaşının kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali titizlikle araştırılıyor. Bakan, “Naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine dair bilgiler var. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar bulunuyor,” ifadelerini kullanarak sürecin ciddiyetine dikkat çekti.
Bu süreçte yaşanan gelişmeler, adalet arayışını tazeledi. Tıpkı Kaşif Kozinoğlu dosyasında olduğu gibi, derinleşen soruşturmaların toplum vicdanında karşılık bulması bekleniyor. Bakan Gürlek, öncelikli amacın ailenin evlatlarını kabri başında ziyaret edebilmesini sağlamak olduğunu belirterek, “Bu bizim için insani bir sorumluluk,” dedi.
Kamu Görevlilerine Yönelik Ciddi İddialar
Soruşturmanın sadece kayıp şahsı bulmaya yönelik olmadığını belirten Gürlek, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin yetkilerini kötüye kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye çalıştığına dair iddiaların da mercek altına alındığını açıkladı. Bakan, görev unvanı ne olursa olsun, suça karışan her ismin hukuk önünde hesap vereceğinin altını çizdi. Türkiye’nin gündemini meşgul eden diğer önemli olaylar arasında yer alan Sarallar suç örgütü operasyonu gibi, Doku dosyasında da “unvan ayrımı gözetmeksizin” inceleme yapıldığı ifade edildi.
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra sırra kadem basmıştı. O günden bu yana yürütülen arama çalışmalarında, Doku’nun telefon sinyalinin en son Uzunçayır Baraj Gölü’ndeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nden geldiği belirlenmiş ancak baraj gölünde yapılan aramalardan bir sonuç alınamamıştı. Şimdi ise yeni ifadelerle birlikte, olayın bir “kayıp” vakasından öte, delilleri karartılmış bir cinayet dosyası olduğu şüphesi güçleniyor.
Soruşturma süreci, hukuk sistemimizin şeffaflığı ve adaletin geç de olsa tecelli etmesi adına kritik bir sınav niteliği taşıyor. Adalet Bakanlığı’nın yeni tanık beyanları ve dijital kanıtlar üzerindeki incelemeleri, yıllardır süren bu acı bekleyişi sona erdirebilir.



