⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 387
🕐 Son Güncelleme: 10.09.2026 14:20
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, 2025-2026 dönemini kapsayan 1,5 yıllık süreçte MESEM’e kayıtlı 9 bin 950 çocuk iş kazası geçirdi.
- Bakanlık, iş kazaları sonucu 37 öğrencinin yaşamını yitirdiğini resmi bir soru önergesine verdiği yanıtla doğruladı.
- Bakanlık denetimleri artırdığını savunsa da, artan kaza ve ölüm oranları mesleki eğitimdeki güvenlik zafiyetini tartışmaya açtı.
Türkiye’de mesleki eğitimin bel kemiği olarak tanıtılan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), son dönemde yaşanan vahim iş kazalarıyla gündemdeki yerini koruyor. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından paylaşılan son veriler, eğitim adı altında iş hayatına dahil edilen çocukların maruz kaldığı tehlikeli çalışma koşullarını gözler önüne serdi.
37 Aileye Ateş Düştü: 1,5 Yıllık Bilanço
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sunduğu soru önergesini yanıtlayan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan yaklaşık 1,5 yıllık süreçte yaşanan acı tabloyu paylaştı. Bakanlığın resmi kayıtlarına göre, MESEM bünyesinde eğitim gören 9 bin 950 öğrenci iş kazası geçirdi. Bu kazalardan 37’si ise ölümle sonuçlandı. Çocuk yaşta iş hayatına atılan öğrencilerin korunması noktasındaki eksiklikler, kamuoyunda derin bir infiale yol açtı.
Bakanlığın “Denetim” Savunması Yeterli mi?
Bakanlık, gelen tepkiler üzerine 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında önlemlerin alındığını belirtti. Özellikle 2 Şubat 2024 tarihinde yayımlanan genelge ile işletme denetimlerinin sıkılaştırıldığı, uygun olmayan 23 bin 252 işletme ile sözleşmelerin feshedildiği vurgulandı. Ancak, kağıt üzerindeki bu denetimlerin sahadaki gerçeklikle örtüşmediği, 37 gencin hayatını kaybetmesiyle bir kez daha tescillenmiş oldu.
Gündemdeki bu tartışmalar sürerken, dünyadan ve ülkemizden farklı haber başlıkları da dikkat çekiyor. Örneğin, Odessa açıklarında yaşanan İHA saldırısı gibi küresel güvenlik sorunları veya Bursa’da gerçekleşen kargo kuryesi kılığındaki operasyon gibi asayiş haberleri, toplumun güvenlik algısını etkilemeye devam ediyor. Benzer şekilde, Konya’da yaşanan buzdolabı patlaması gibi iş yeri kazaları da denetim mekanizmalarının sadece MESEM’lerle sınırlı kalmaması gerektiğini gösteriyor.
Güvenlik mi, Ucuz İş Gücü mü?
MESEM programları, öğrencilere meslek kazandırma hedefiyle yola çıksa da, sahadaki uygulamalar bu modelin “ucuz iş gücü” eksenine kaydığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Eğitim kurumlarının işletmelerle yaptığı sözleşmelerin, çocukların can güvenliğini garanti altına alıp almadığı konusu, önümüzdeki günlerde Meclis gündeminde de daha sık yer alacak gibi görünüyor. Uzmanlar, denetimlerin sadece “sözleşme feshi” ile değil, işletme içi periyodik iş güvenliği eğitimleri ve sıkı saha teftişleriyle desteklenmesi gerektiğini savunuyor.



