⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 382
🕐 Son Güncelleme: 11.09.2026 09:25
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in “şer’î” ve “meşru” kavramları arasında yaptığı ayrım, ilahiyat dünyasında yeni bir tartışma başlattı.
- İlahiyatçı yazar Ali Rıza Demircan, Görmez’in “her şer’î olan meşru değildir” şeklindeki ifadelerinin kavramsal ve itikadî açıdan hatalı olduğunu savundu.
- Demircan, Görmez’in açıklamalarının İslami ilimler geleneğiyle örtüşmediğini belirterek, bu yaklaşımın laik düzenin bakış açısına hizmet edebileceği uyarısında bulundu.
Türkiye’nin önde gelen ilahiyatçıları arasında yaşanan kavramsal tartışmalar, geçtiğimiz günlerde eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in bir konuşmasıyla yeniden alevlendi. Görmez’in “şer’î” ve “meşru” kavramları arasında yaptığı ayrım, İslam hukuku ve siyaset felsefesi çevrelerinde geniş yankı buldu.
“Şer’î” ve “Meşru” Arasındaki İnce Çizgi
Mehmet Görmez, yaptığı açıklamada bir hükmün dinin temel kaynaklarında yer almasının onun “şer’î” olduğunu gösterdiğini, ancak her şer’î hükmün “meşru” olarak nitelendirilemeyeceğini savundu. Görmez, “Yasal olan şer’îdir, adil olan meşrudur. Benim kanaatimce her şer’î olan meşru değildir, ama her meşru olan şer’îdir” ifadelerini kullandı. Bu görüş, hukuk ve dinin uygulanması noktasında yeni bir tartışma zemini oluşturdu.
Gündemdeki diğer sıcak başlıklar arasında yer alan İçişleri Bakanı Çiftçi’den Tarihi Hamle: Türkpol Kuruluyor! haberi, devletin kurumsal yapısındaki değişimleri tartışmaya açarken, ilahiyat camiasındaki bu fikir ayrılığı ise düşünsel boyutta büyük bir çatışmaya işaret ediyor.
Ali Rıza Demircan’dan Sert İtiraz
Görmez’in bu değerlendirmelerine karşı çıkan ilahiyatçı yazar Ali Rıza Demircan, söz konusu ifadelerin ilmî ve itikadî açıdan sakıncalı olduğunu belirtti. Demircan, iki kavramın birbirinin karşıtı gibi kullanılmasının büyük bir hata olduğunu savunarak, “Bir şey şer’î olur da nasıl meşru olmaz?” sorusunu yöneltti.
Demircan, yazısında şu ifadelere yer verdi: “Mehmet Görmez hocamızın bu yaklaşımı, şeriatın meşruiyetini tartışmalı hale getirebilir. İlim adamı vakarını koruyarak söylüyorum; bu konuşma ne yazık ki İslam’ın şeriatını kabul eden anlayışa kapalı bir duruş sergiliyor.”
İlahiyat Dünyasında Yeni Bir Kırılma mı?
Bu tartışma, Türkiye’de din ve devlet ilişkileri üzerine yapılan akademik ve sosyal analizlerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Benzer şekilde, ekonomik veriler ışığında BofA’dan Türkiye İçin Faiz Kararı Tahmini: Ekim Ayı Kritik! başlığında olduğu gibi, toplumun her kesimini ilgilendiren konularda uzman görüşlerinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşıldı.
Ali Rıza Demircan, Görmez’in şahsına duyduğu saygıyı vurgulasa da, kavramsal hataların düzeltilmesi gerektiğini ifade etti. Tartışmanın ilerleyen günlerde ilahiyat fakültelerinde ve dini çevrelerde daha geniş bir katılımla masaya yatırılması bekleniyor.



