Gündem

Gökçeada’da 2400 Yıllık Sır: Kayaların İçindeki İkiz Lahitler!

Çanakkale Gökçeada’da yüzyıllardır fark edilmeyen 2400 yıllık ikiz lahitler bulundu. Profesör Reyhan Körpe, Bizans döneminde tahrip edilen mezarların gizemini açıkladı.

OKUMA AYARLARI
Gökçeada’da 2400 Yıllık Sır: Kayaların İçindeki İkiz Lahitler!
Gökçeada’da 2400 Yıllık Sır: Kayaların İçindeki İkiz Lahitler!
📍 Konum: Çanakkale, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 373
🕐 Son Güncelleme: 12.09.2026 13:46

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde, antik İmroz yerleşimi sınırları içerisinde yer alan devasa bir kayaya oyulmuş 2400 yıllık ikiz lahit mezarlar keşfedildi.
  • Milattan önce 4. ve 3. yüzyıla tarihlendirilen mezarların, Bizans döneminde inşaat malzemesi ihtiyacı nedeniyle kapaklarının sökülerek tahrip edildiği belirlendi.
  • Uzmanlar, bölgedeki nekropolün bir parçası olan bu yapıların, adanın antik dönemden günümüze ulaşan en önemli tarihi miraslarından biri olduğunu vurguluyor.

Çanakkale’nin Gökçeada ilçesi, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda derin tarihsel katmanlarıyla da şaşırtmaya devam ediyor. Gökçeada’nın güneyinde, Ege Denizi’ne nazır dik bir kayalığın üzerinde yükselen ve bölge halkının uzun yıllar boyunca fark etmeden yanından geçtiği devasa yapının sırrı, arkeolojik incelemelerle gün yüzüne çıktı. Uzmanlar, 2 bin 400 yıllık olduğu değerlendirilen bu “ikiz lahit” mezarların, antik İmroz yerleşiminin en dikkat çekici kalıntılarından biri olduğunu belirtiyor.

Antik İmroz’un Kayıp Mezarları

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reyhan Körpe, mezarların milattan önce 4. ve 3. yüzyıla tarihlendiğini ifade etti. Prof. Dr. Körpe, adanın tarihsel sürecine dair yaptığı açıklamada, bölgedeki yerleşimin günümüzden 8 bin yıl öncesine, Neolitik Çağ’a kadar uzandığını vurguladı. Kaleköy civarında bulunan bu antik yerleşim, tarihin her döneminde stratejik önemini korumuştur.

Gündemdeki bu keşif, bölgedeki arkeolojik merakı da artırdı. Tıpkı günümüzde kuru üzümün popülaritesi gibi, tarihi miraslar da artık dijital platformlarda daha fazla ilgi görüyor. Ancak bu kez ilgi odağında, antik bir nekropolün parçası olan, doğrudan ana kayaya oyulmuş devasa mezar yapıları var.

Bizans Döneminde Yaşanan Tahribat

Yapılan incelemeler, mezarların oldukça hüzünlü bir “ikinci el” kullanım hikayesine sahip olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Körpe’nin aktardığına göre, lahitlerin orijinal taş kapakları Bizans döneminde yerinden sökülerek inşaat faaliyetlerinde kullanılmak üzere götürülmüş. Prof. Dr. Körpe, “Buradaki lahit muhtemelen Bizans döneminde soyulmuş. Taş olan kapağı inşaat yapmak üzere daha Bizans zamanında alınıp götürülmüş. Ama lahitlerin tekneleri orada bırakılmış ve günümüze kadar ulaşmış,” diyerek tarihin nasıl iç içe geçtiğini gözler önüne seriyor.

Bu tür tarihi keşifler, bölgenin turizm ve kültürel değerini artırırken, uzmanlar Tunceli’de şaşırtan görüntüler gibi doğa ve tarih olaylarının halk tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade ediyor. Gökçeada halkı ve ziyaretçiler için artık bu kayalıklar, sadece bir manzara noktası değil, aynı zamanda binlerce yıllık bir sessizliğin tanığı konumunda.

Öte yandan bölgedeki diğer antik kalıntılar üzerindeki çalışmaların da devam ettiği ve İmroz’un geçmişine dair daha pek çok gizemin çözülmeyi beklediği belirtiliyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir