⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 387
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 12:50
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- AKP Burdur Milletvekili Prof. Dr. Adem Korkmaz, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan’ın kendisini “Hocayı götürürüm” diyerek tehdit ettiğini iddia etti.
- Korkmaz, söz konusu tehdit iddiaları üzerine can güvenliği gerekçesiyle Ankara Valiliği’ne başvurarak yakın koruma talep etti.
- Milletvekili, bu ifadelerin basit bir söylem olmadığını, bilinçli ve sistematik bir baskının parçası olduğunu savunuyor.
Siyaset dünyası, AKP Burdur Milletvekili Prof. Dr. Adem Korkmaz’ın Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan hakkında ortaya attığı ciddi iddialarla sarsıldı. Korkmaz, katıldığı bir dijital yayın programında, Vali Bilgihan ile yaşadığı gerilimi kamuoyuyla paylaşarak, can güvenliğinin tehlikede olduğunu ve bu nedenle resmi makamlara başvurduğunu açıkladı.
“Hocayı Götürürüm” İfadesi Siyasi Krize Dönüştü
İddiaların odağında, Burdur’da gündeme gelen zorunlu dijital su sayacı uygulaması yer alıyor. Vatandaşların şikayetlerini Ankara’ya taşıyan ve konunun İçişleri Bakanlığı nezdinde gündeme gelmesini sağlayan Prof. Dr. Adem Korkmaz, bu süreçten sonra Vali Bilgihan’ın kendisine yönelik sert bir dil kullandığını belirtti. Korkmaz, Vali’nin “Ben de hocayı götürürüm” ifadesini kullandığını duyduğunu ve bu konuyu yüz yüze görüşmek için bir araya geldiklerinde, Vali’nin bu ifadeyi tekrarladığını iddia etti.
Korkmaz, yaşadığı süreci şu sözlerle aktardı: “Sadece bir söylem değil, bilinçli bir dil inşa edildiğini düşünüyorum. ‘Hocayı götürürüm’ ifadesi, bir milletvekiline karşı kullanılabilecek en talihsiz ve tehditkar ifadelerden biridir. Bir yıldır bu baskının ve tehdidin ağırlığıyla yaşıyorum.”
Can Güvenliği İçin Ankara Valiliği’ne Başvurdu
Korkmaz, 9 Eylül 2026 tarihinde Ankara Valiliği’ne sunduğu resmi dilekçede, durumun ciddiyetini vurguladı. Söz konusu ifadelerin “açık, doğrudan ve ciddi bir tehdit” niteliğinde olduğunu belirten Korkmaz, hem il içi hem de il dışı faaliyetlerinde geçerli olmak üzere yakın koruma görevlisi tahsis edilmesini talep etti.
Gündemdeki bu gerilimli süreç, kamuoyunda farklı yankılar uyandırırken, benzer şekilde Güllü davasında ortaya çıkan tehdit içerikli ses kayıtları, siyasi ve hukuki süreçlerin nasıl bir noktaya evrilebileceğini hatırlatıyor. Öte yandan, Türkiye genelinde farklı alanlarda yaşanan gelişmeler de yakından takip ediliyor; örneğin Türkiye’nin yerli çip hamlesi gibi stratejik adımlar gündemdeki yerini koruyor.
İdari ve Siyasi Süreç Nasıl İşleyecek?
Korkmaz’ın iddiaları, bir mülki idare amiri ile bir yasama organı üyesi arasındaki ilişkinin ne denli hassas bir noktaya geldiğini gözler önüne seriyor. Özellikle 30 Ağustos kutlamalarında yaşanan “tardedilme” (savılma) olayının ardından tansiyonun yükseldiği belirtiliyor. Milletvekilinin dilekçesinde, bu tür davranışların sadece şahsi değil, siyasi faaliyetlerini de kısıtlayıcı bir unsur olduğu vurgulanıyor. Kamuoyu şimdi, İçişleri Bakanlığı’nın bu iddialara yönelik nasıl bir inceleme başlatacağını merakla bekliyor.



