⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 470
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 21:05
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İstanbul’da, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21 FETÖ’cü hakim ve savcı hakkında verdiği zamanaşımı kararı yapılan itiraz sonucunda kaldırıldı.
- Başsavcılık, eylemlerin münferit olmadığını ve FETÖ/PDY amaçlarına hizmet eden, Anayasa’yı ihlal ile işkence suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
- İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği itiraz sonrasında dosya, yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderildi.
Türkiye’nin yakın siyasi ve hukuki tarihine damga vuran FETÖ/PDY yapılanmasına yönelik yargı süreçlerinde kritik bir dönemeç geride kaldı. Yargı mekanizmalarına sızarak hukuku kendi örgütlü çıkarları doğrultusunda araç haline getiren unsurlara karşı yürütülen adli mücadelede yeni bir gelişme yaşandı. Gündeme bomba gibi düşen son kararla birlikte, geçmişte kritik dosyalara bakan ve haklarında zamanaşımı gerekçesiyle soruşturma yolu kapatılmak istenen isimler için yeniden yargılama kapısı aralandı. Benzer hukuki süreçleri yakından takip edenler için Ergenekon Davasında FETÖ’cü Hakim ve Savcılara Zaman Aşımı Şoku Bitti! başlıklı inceleme de konunun geçmişteki izdüşümlerini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
Bakırköy’deki Tartışmalı Karar Üst Mahkemeden Döndü
Olayın geçmişinde, Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 21 hakim ve savcı hakkında “son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı” yönünde bir karar verilmişti. Bu karar, ilgili şüphelilerin suçlamalardan zamanaşımı yoluyla kurtulacağı yönünde yorumlanmış ve kamu vicdanında derin bir rahatsızlık yaratmıştı. Ancak Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı duruma sessiz kalmayarak karara resmi ve güçlü gerekçelerle itiraz etti.
Başsavcılık tarafından yapılan itiraz dilekçesinde, söz konusu şüpheli hakim ve savcıların gerçekleştirdiği eylemlerin hiçbir şekilde münferit adli hatalar olarak değerlendirilemeyeceğinin altı çizildi. Bu fiillerin, organize bir yapının, yani FETÖ/PDY’nin nihai amaçlarına doğrudan hizmet eden sistematik bir planın parçası olduğu vurgulandı.
Suç Vasfı Değişti: Anayasa’yı İhlal ve İşkence Vurgusu
Hukuki literatürde ezber bozan bu itirazda, sanıkların eylemlerinin sadece görevi kötüye kullanma veya sıradan usulsüzlükler olarak ele alınamayacağı savunuldu. Başsavcılık; eylemlerin doğrudan Anayasa’yı ihlal suçu ile zamanaşımına tabi tutulamayan işkence suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini hukuki delilleriyle ortaya koydu. Bu stratejik hamle, mahkemenin kararını değiştirmesinde kilit rol oynadı.
Gelişmeleri değerlendiren İstanbul Anadolu 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Başsavcılığın haklı itirazını değerlendirerek 10 Temmuz 2026 tarihinde kesin kararını verdi. Mahkeme, zamanaşımı kalkanı ardına saklanmaya çalışan 21 yargı mensubu hakkındaki soruşturmanın önünü tıkayan engelleri ortadan kaldırdı. Dosya, gereğinin yapılması ve sıfırdan değerlendirilmesi için yeniden Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesine sevk edildi. Bu kapsamlı adli gelişmeler yaşanırken, Türkiye genelinde gündem sadece hukukla sınırlı kalmadı; tıpkı 1700 Nüfuslu İlçeye 400 Bin Kişi Akın Etti: Pavli Panayırı Rekor Kırdı! haberinde olduğu gibi ülkede toplumsal hareketlilik ve farklı alanlardaki gelişmeler de hız kesmeden devam ediyor.
Yargıda Temizlik Süreci Kararlılıkla Sürüyor
Uzmanlar, bu kararın sadece 21 kişiyi ilgilendirmediğini, aynı zamanda benzer durumdaki diğer FETÖ iltisaklı yargı mensupları için de emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Örgütün yargı ayağındaki tahribatının onarılması ve adalet mekanizmasına olan güvenin yeniden tesis edilmesi adına atılan bu adımlar, kamuoyunda memnuniyetle karşılanıyor. Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte, ilgili hakim ve savcıların geçmişte imza attığı karanlık kararların birer birer masaya yatırılması bekleniyor.



