⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 388
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 10:30
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara fay hattının tek parça olmadığını ve Batı ile Orta Marmara’da enerji kaybı yaşandığını belirtti.
- Yeni bilimsel bulgular, fay hattındaki stresin azaldığını ve 7 büyüklüğünün üzerinde yıkıcı bir deprem olasılığının önemli ölçüde zayıfladığını gösteriyor.
- İstanbul’daki yapı stokunun durumu ise endişe verici; İBB’nin tarama çalışmalarında incelenen 40 bin binanın yaklaşık yarısının yüksek riskli olduğu tespit edildi.
Türkiye’nin gündeminden düşmeyen ve “Büyük İstanbul Depremi” olarak adlandırılan olası sarsıntıya ilişkin bilim dünyasından dikkat çekici bir değerlendirme geldi. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Marmara Denizi içerisindeki fay hattının yapısına dair ezber bozan açıklamalarda bulundu. Bektaş, bölgedeki fayın tek bir parça gibi değil, parçalı bir kırılma yapısına sahip olduğunu vurguladı.
Marmara Fay Hattında Yeni Dönem: Enerji Kaybı mı Var?
CNN Türk ekranlarında katıldığı bir programda güncel verileri yorumlayan Prof. Dr. Bektaş, Ana Marmara Fayı’nın 125 kilometre uzunluğunda tek ve homojen bir yapı olmadığını ifade etti. Fayın derinliği ve uzunluğu boyunca her noktada aynı oranda kilitlenmediğini belirten uzman isim, bu durumun deprem enerjisinin birikim biçimini doğrudan etkilediğini söyledi.
Özellikle Batı ve Orta Marmara’daki fay hatlarının kilitli kalmayıp enerji harcadığını belirten Bektaş, “Fayda biriken stres azalıyor. Bu durum, bilim dünyasında 7 ve üzeri büyüklüğünde yıkıcı bir deprem olasılığını ciddi oranda zayıflattığı şeklinde yorumlanıyor” ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, 81 ilde okullarda güvenlik alarmı veren yetkililerin ve kamuoyunun dikkatini üzerine çekti.
Yapı Stoğu Tehlikesi Devam Ediyor
Deprem olasılığına dair bilimsel tartışmalar sürerken, İstanbul’un fiziksel dayanıklılığı üzerindeki soru işaretleri de varlığını koruyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından Temmuz 2020 ile Temmuz 2026 arasında yürütülen “Hızlı Tarama” çalışmaları, şehrin yapı stokunun ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. İncelemeye alınan 40 bin binanın yaklaşık yarısının D ve E sınıfı, yani yüksek veya çok yüksek riskli olduğu saptandı.
Verilere göre, 10 bin 432 bina yüksek riskli, 8 bin 368 bina ise çok yüksek riskli olarak sınıflandırıldı. Bölgesel bazda bakıldığında ise Avcılar %19,07’lik risk oranıyla ilk sırada yer alırken, onu Zeytınburnu ve Bağcılar takip ediyor. Vatandaşlar deprem korkusuyla yaşarken, bir yandan da TOKİ kiralık konut başvuruları gibi kentsel dönüşüm ve barınma alternatiflerini yakından takip ediyor.
Prof. Dr. Bektaş, doğadaki hareketlerin kesin olarak öngörülemeyeceğini hatırlatarak, “İhtimali tamamen ortadan kalktı demek yerine, büyük deprem olasılığını çok zayıflattı demek bilimsel açıdan daha doğrudur” diyerek uyarılarını temkinli bir dille tamamladı. Uzmanlar, olası bir sarsıntıda en büyük riskin fayın kendisinden ziyade, dirençsiz yapı stoğu olduğunun altını çizmeye devam ediyor.



