⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 444
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 07:42
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsveç’te seçmenler, aşırı sağcı İsveç Demokratları’nın ilk kez hükümete ortak olabileceği kritik parlamento seçimleri için sandık başına gitti.
- Başbakan Ulf Kristersson liderliğindeki sağ blok, göç ve çete şiddeti politikalarıyla anketlerde arayı kapatırken, Sosyal Demokrat lider Magdalena Andersson ise iktidar mücadelesini sürdürüyor.
- Seçim sonuçlarının, Avrupa genelindeki aşırı sağ hareketlerin gücünü pekiştirebileceği ve İsveç’in siyasi rotasını kökten değiştirebileceği öngörülüyor.
İsveç, modern siyasi tarihinin en kritik seçimlerinden birini yaşıyor. Yaklaşık 10 milyon nüfuslu AB üyesi ülkede seçmenler, hem iç politikadaki güvenlik endişelerini hem de aşırı sağın yükselişini oylamak üzere yerel saatle 08.00’de sandık başına gitti. Avrupa siyasetindeki genel eğilimlerin aksine, uzun süre merkez solun domine ettiği İsveç siyasetinde, bu seçimler köklü bir paradigma değişiminin habercisi olabilir.
Aşırı Sağın Tarihi Yükselişi ve İktidar Kapısı
Seçimlerin en dikkat çeken unsuru, Jimmie Akesson liderliğindeki aşırı sağcı İsveç Demokratları partisinin iktidara ortak olma potansiyeli. Geçtiğimiz yıllarda marjinal bir hareket olarak görülen parti, bugün Başbakan Ulf Kristersson’un sağ bloğunun en önemli destekçisi konumunda. Kristersson, seçim öncesi yaptığı açıklamada, “Partileri, seçmenleri ve meseleleri ortak bir eylem zemininde birleştirebiliyoruz,” ifadelerini kullanarak bu iş birliğini meşrulaştırmaya çalışıyor.
Dünya genelindeki jeopolitik gerilimler sürerken, Orta Doğu’da büyük savaş kapıda söylemleri gibi küresel krizler, seçmenlerin güvenlik odaklı tercihlerini tetikliyor. İsveçli seçmenlerin bir kısmı, mevcut sağ bloğun çete şiddetini dizginleme ve göçü sınırlandırma vaatlerini “somut adımlar” olarak nitelendiriyor.
Ekonomik Kaygılar ve Sosyal Demokrat Cephe
Öte yandan Sosyal Demokrat Parti lideri Magdalena Andersson, seçim kampanyasının son döneminde zemin kaybetse de, eleştirilerini “yoksullaşan toplum” vurgusu üzerine kuruyor. Andersson, Reuters’a verdiği demeçte, “Daha sert, daha içine kapanık ama aynı zamanda daha yoksul bir topluma dönüştük,” diyerek mevcut hükümetin sivil özgürlükleri zayıflattığını iddia ediyor. Ekonomik daralma ve alım gücündeki düşüş, tıpkı Alman sanayisi çökerken yaşanan tartışmalara benzer şekilde, İsveçli seçmenlerin de sandıktaki ana gündem maddelerinden biri haline geldi.
Seçim Sonucunu Neler Belirleyecek?
Parlamento seçimlerinde kritik eşik, küçük partilerin yüzde 4’lük barajı aşıp aşamayacağı. Ilımlı Parti, Hristiyan Demokratlar ve Liberallerin oluşturduğu sağ bloğun kaderi, İsveç Demokratları’nın alacağı oy oranına doğrudan bağlı. Eğer sağ blok sandıktan zaferle çıkarsa, İsveç’in NATO üyeliği süreci ve AB içindeki göç politikaları yeni bir döneme girecek.
Diğer yandan, yerel gündem de oldukça yoğun. Türkiye’deki güncel gelişmeler takip edilirken, spor camiasında Okan Buruk’tan devrim gibi karar haberleri gibi dikkat çekici gelişmeler gündemi meşgul etmeye devam ediyor. Ancak İsveç için bugün, sadece bir hükümet değişimi değil, aynı zamanda Avrupa’nın “sosyal devlet” imajının yeniden tanımlandığı bir gün olacak.
Sandık çıkış anketlerinin TSİ 21.00’den hemen sonra açıklanmasıyla birlikte, İsveç’in ve dolayısıyla Avrupa’nın yeni siyasi haritası netleşmeye başlayacak.



