⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 396
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 09:32
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Rusya-Ukrayna arasındaki güvenlik krizi nedeniyle Karadeniz rotası ticari gemiler için geçilemez hale geldi, gemiler Marmara Denizi’ne yöneldi.
- Bölgedeki çatışmalar nedeniyle son 4 ayda 206 gemi vuruldu, bu durum Türk sahipli nehir filosu için ciddi bir iflas riski oluşturuyor.
- Marmara’daki demir sahalarının dolması ve gemilerin açıkta bekletilmesi, tedarik zinciri aksamalarıyla küresel enflasyonu tetikleme potansiyeli taşıyor.
Rusya ve Ukrayna arasında tırmanan jeopolitik gerilim, küresel deniz ticaretinin kalbi sayılan Karadeniz’de dengeleri altüst etti. Güvenlik risklerinin had safhaya ulaşmasıyla birlikte bölgeye giriş yapamayan yüzlerce ticaret gemisi, Marmara Denizi’ne yöneldi. İstanbul kıyı şeridine kadar uzanan bu yoğunluk, sadece deniz trafiğini değil, aynı zamanda uluslararası tedarik zincirini de kopma noktasına getirdi.
Marmara Denizi’nde Gemi Trafiği Kilitlendi
Yaşanan krizin boyutlarını değerlendiren Transbosphor Denizcilik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Can, bölgedeki durumun Türk ekonomisi için ciddi bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekti. Can, “Marmara’da demir sahaları tamamen doldu, gemiler açıkta ‘drift’ yaparak beklemek zorunda kalıyor” ifadeleriyle durumun vahametini gözler önüne serdi.
Türkiye’nin gelişmiş gemi trafik kontrol altyapısına rağmen, Karadeniz tarafında yaşanan belirsizlik operasyonel süreci durdurmuş durumda. Ukrayna’nın, Rusya bağlantılı gördüğü her gemiyi bayrak ayrımı gözetmeksizin hedef alması, bölgedeki ticari faaliyetleri büyük oranda sekteye uğrattı. Bu lojistik kriz, tıpkı İstanbul Havalimanı’nda dev yatırım hamleleri gibi stratejik öneme sahip olan lojistik ağlarımızın nasıl kırılgan olabileceğini bir kez daha kanıtlıyor.
Türk Filosu İçin Büyük Tehlike: Hurdaya Çıkabilir
Mustafa Can’ın paylaştığı veriler, sektördeki endişeyi haklı çıkarıyor. Son 4 ay içerisinde bölgede tam 206 geminin vurulduğu, bunların yaklaşık 40’ının ise Türk sahipli veya Türk bayraklı olduğu belirtiliyor. Özellikle nehir-deniz tipi Türk gemilerinin alternatif rotalara kaydırılamaması, bu filonun tamamen atıl kalmasına neden oluyor. “Eğer bu süreç 3-4 ay daha uzarsa, Türkiye’nin devasa nehir tipi gemi filosu yok olacak ve hepsi hurdaya gidecek” uyarısında bulunan Can, ticaret gemilerinin hedef alınmasının uluslararası hukukta bir savaş suçu olduğunu vurguladı.
Ekonomik ve Ekolojik Riskler Kapıda
Denizdeki bu tıkanıklık sadece ticari değil, aynı zamanda çevresel bir felaket riskini de beraberinde getiriyor. Yüklü tankerlerin vurulması durumunda Türk Boğazları’nın ciddi bir ekolojik tehditle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor. Öte yandan, alternatif rotaların maliyeti artırması, Ticaret Bakanlığı’ndan kırtasiyede dev denetim süreçlerinde olduğu gibi piyasa fiyatlarını doğrudan etkileyen bir enflasyon baskısı yaratabilir.
Sektör temsilcileri, navlun fiyatlarındaki artışın küresel çapta bir enflasyonist dalgayı körükleyeceği konusunda hemfikir. Lojistik rotaların yeniden güvenli hale getirilmesi için diplomatik ve hukuki süreçlerin hızlandırılması, Türk denizcilik sektörü için hayati önem taşıyor.



