Gündem

PISA 2025’te Suni Başarı İddiası: Tablo Makyajlandı mı?

PISA 2025 sonuçlarındaki puan artışlarının suni bir laboratuvar ortamında sağlandığı ve kamusal eğitimdeki eşitsizlikleri örttüğü öne sürüldü.

OKUMA AYARLARI
PISA 2025'te Suni Başarı İddiası: Tablo Makyajlandı mı?
PISA 2025'te Suni Başarı İddiası: Tablo Makyajlandı mı?
📍 Konum: Ankara, Türkiye
⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 310
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 22:35

📌 Öne Çıkan Başlıklar

  • Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, PISA 2025 sonuçlarındaki artışın uluslararası standartlarla uyuşmayan müdahalelerle sağlandığını açıkladı.
  • Uzmanlar, örneklem seçildikten sonra bazı okullarda yürütülen yoğunlaştırılmış koçluk faaliyetlerinin sonuçları manipüle ettiğini belirtti.
  • Ülke genelinde Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Başladı: İlk Ders Zili Çaldı ve milyonlarca öğrenci ders başı yaparken, eğitimdeki kronik eşitsizliklerin sınav verileriyle perdelendiği savunuluyor.

Türkiye’nin eğitim gündeminde uzun süredir tartışılan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçları, yeni bir manipülasyon ve algı yönetimi tartışmasının fitilini ateşledi. Siyasi iktidar ve Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) kanadından gelen “başarı hikayesi” açıklamaları, eğitim sendikaları ve bağımsız uzmanlar tarafından sert bir dille eleştiriliyor. Özellikle Yeni Eğitim-Öğretim Yılı Başladı: İlk Ders Zili Çaldı süreciyle birlikte derinleşen yapısal sorunlar, uluslararası test sonuçlarının üzerindeki şüpheleri artırıyor.

PISA 2025 Sonuçları Gerçeği Yansıtıyor mu?

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üç yıllık periyotlarla düzenlenen PISA, 15 yaş grubu öğrencilerin bilgi ve becerilerini uluslararası düzeyde ölçmeyi hedefliyor. Türkiye’nin PISA 2025 sonuçlarında matematik, okuma ve fen bilimleri alanlarında 2022’ye kıyasla performans artışı gösterdiği yönündeki açıklamalar, iktidar kanadında memnuniyetle karşılandı. Ancak bu tablonun sahadaki gerçeklikle bağdaşmadığı ifade ediliyor.

Eğitim Sen perspektifine göre açıklanan bu tablolar, kamusal eğitimin kronik sorunlarını örten birer “algı yönetimi” ve “metodolojik çarpıtma” ürünü. Prof. Dr. Devrim Akgündüz ve saha araştırmacılarının incelemeleri, süreç boyunca uluslararası standartlarla uyuşmayan, adeta özel bir laboratuvar ortamı yaratıldığını gözler önüne seriyor.

Örneklem Sonrası Müdahaleler ve “Özel Laboratuvar” Ortamı

PISA’nın temel felsefesi, bir ülkedeki tüm 15 yaş grubu öğrenci kitlesinin ortalama yeterliliklerini, tabakalı seçkisiz örnekleme yöntemiyle yansız bir şekilde ölçmektir. PISA 2025’te de Türkiye’den 203 okulda öğrenim gören 7 bin 702 öğrenci, yaklaşık 920 bin 900 öğrenciyi temsil edecek şekilde seçildi. Metodolojik olarak örnekleme usulüne uygun görünse de, asıl büyük manipülasyonun örneklem kesinleştikten sonra devreye sokulan müdahaleler olduğu vurgulanıyor.

Eğitim sistemi genelinde niteliksizleşme, eşitsizlik ve gericileşme derinleşirken, sadece birkaç yüz okulda ve seçilmiş örneklem üzerinde yürütülen yoğunlaştırılmış “koçluk” ile “suni hazırlık” faaliyetlerinin bilim dışı olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bu tür nokta atışı müdahalelerin genel öğrenci profilinin başarısını yansıtmadığını ve kamuoyunun yanıltıldığını savunuyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir