⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 372
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 08:37
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yunanistan’ın İsrail menşeli “Aşil Kalkanı” hava savunma sistemini tedarik etme planı, sistemin güvenliği ve teknolojik bağımlılık endişeleriyle ülkede büyük bir krize dönüştü.
- Sistemin ana yüklenicisi Israel Aerospace Industries’in (IAI), Yunanistan’daki yasa dışı dinleme skandalıyla ilişkilendirilen Predator yazılımının geliştiricisi Cytrox ile geçmişteki ticari bağlantıları güvenlik tartışmalarını alevlendirdi.
- Askeri uzmanlar ve muhalefet, sistemin kaynak kodlarının ve komuta-kontrol altyapısının İsrail’in elinde kalacağını savunarak, bu durumun Yunan ulusal savunmasını dışa bağımlı hale getirdiğini öne sürüyor.
Yunanistan’ın milyarlarca avroluk bütçeyle hayata geçirmeyi planladığı “Aşil Kalkanı” hava ve füze savunma sistemi, hem siyasi hem de teknik açıdan derin bir krizin merkezine yerleşti. İsrail merkezli Israel Aerospace Industries (IAI) tarafından sağlanması planlanan sistem, özellikle teknolojik egemenlik ve dijital güvenlik konularında Atina hükümetini köşeye sıkıştırmış durumda.
Sistemde “Predator” Gölgesi: Güvenlik Açığı mı?
Projenin en tartışmalı ayağını, IAI’nın geçmişteki ticari ilişkileri oluşturuyor. Yerel basında çıkan raporlara göre, IAI’nın 2017 yılında, Yunanistan’da siyasetçileri ve gazetecileri hedef alan yasa dışı dinleme skandalının başrolü olan Predator casus yazılımını geliştiren Cytrox şirketinde yüzde 31 hissesi bulunuyordu. Cytrox’un daha sonra eski bir İsrail istihbaratçısı olan Tal Dilian ile bağlantılı “Intellexa” yapılanmasına dahil olması, “Aşil Kalkanı” projesinin güvenilirliğine dair soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Hükümet yetkilileri sistemi bir “savunma kalkanı” olarak tanımlasa da, eleştirmenler bu teknolojinin ülkenin dışa bağımlılık riskini artırdığını vurguluyor. Savunma sanayiinde yerli ve milli üretimin önemi, dünyada olduğu gibi Yunanistan’da da stratejik altyapı projeleri üzerinden sıkça tartışılıyor.
“ABD Bile Satın Almadı” İddiası
Projenin en çok dikkat çeken detaylarından biri ise, sistemin küresel pazardaki konumu. Kaynaklar, ABD’nin dahi bu sistemi envanterine almadığını, bunun temel nedeninin ise İsrail’in kritik teknolojiyi ve kaynak kodlarını paylaşma konusundaki isteksizliği olduğunu belirtiyor. Washington’ın sistemi bütünüyle kontrol edemeyeceği bir yapıya sıcak bakmadığı, bu durumun ise Yunanistan’ın egemenlik hakları üzerinde baskı oluşturabileceği ifade ediliyor.
Anahtarlar İsrail’in Elinde mi?
Askeri kaynaklar, Aşil Kalkanı’nın sensörler, önleme bataryaları ve komuta-kontrol merkezinden oluşan bütünleşik yapısının, aslında İsrail diplomasisinin bir uzantısı haline gelebileceği konusunda uyarıyor. Uzmanlar, “Sistemin anahtarları İsrail’in elinde kalacak” diyerek, Yunanistan’ın ulusal güvenliğinin kritik bir karar mekanizmasının başka bir ülkenin inisiyatifine bırakılmasının kabul edilemez olduğunu savunuyor. Bölgesel gerilimlerin zirve yaptığı bir dönemde, savunma sistemlerinin tam kontrolüne sahip olamamanın stratejik bir zafiyet olduğu görüşü Atina siyasetinde giderek daha yüksek sesle dillendiriliyor.



