⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 388
🕐 Son Güncelleme: 13.09.2026 08:06
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Yunanistan’ın milyarlarca avroluk bütçeyle İsrail’den satın almayı planladığı “Aşil Kalkanı” hava savunma sistemi, teknolojik bağımlılık ve güvenlik zaafiyeti iddialarıyla eleştiriliyor.
- Uzmanlar, sistemin kaynak kodlarının İsrail’in elinde kalacağını ve ABD’nin bile “kontrol edilemez” gerekçesiyle bu sistemi tercih etmediğini vurguluyor.
- Projenin, casus yazılım skandallarıyla anılan firmalarla bağlantılı olması ve ulusal savunma stratejisi üzerindeki belirsizlikler, Yunan kamuoyunda ciddi soru işaretleri yaratıyor.
Yunanistan’ın hava savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla İsrail ile yürüttüğü “Aşil Kalkanı” projesi, hem siyasi hem de teknik açıdan derin tartışmaları beraberinde getirdi. Milyarlarca avroluk devasa bir bütçeyi kapsayan bu savunma anlaşması, özellikle sistemin kontrol mekanizmaları ve İsrail’in teknolojik hakimiyeti nedeniyle Yunan basınında sert eleştirilere maruz kalıyor.
Teknolojik Bağımlılık ve “Anahtar” Tartışması
Askeri kaynaklar, Aşil Kalkanı’nın sensörler, önleme sistemleri ve komuta-kontrol merkezlerinden oluşan yapısının kritik bir noktasına dikkat çekiyor. Sistemin operasyonel “anahtarlarının” İsrail’in elinde kalacak olması, Yunanistan’ı diplomatik olarak İsrail’e bağımlı hale getirebilir. Benzer bir durumu, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimler gibi uluslararası krizlerdeki stratejik dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren örneklerle kıyaslayan uzmanlar, “ulusal savunmanın dışa bağımlı hale getirilmesi” konusunda uyarıyor.
Geçmişteki Skandallar Güven Kaybına Yol Açıyor
Tartışmaların merkezinde, projenin tedarikçisi konumundaki İsrail Havacılık ve Uzay Sanayii’nin (IAI) geçmişi yer alıyor. IAI’ın, Yunanistan’daki telefon dinleme skandalıyla özdeşleşen Predator casus yazılımının geliştiricisi olan Cytrox ile olan hisse bağı, güven sorunu yaratıyor. Kamuoyu, casus yazılım ağlarıyla bağlantılı bir yapının, ülkenin en kritik hava savunma altyapısını yönetmesine şüpheyle yaklaşıyor.
Öte yandan, Tunceli’deki koruma kararları gibi yerel meselelerin aksine, bu savunma projesi ulusal egemenlik sınırlarını zorlayan bir boyuta ulaştı. Eleştirmenler, ABD’nin dahi “sistemi bütünüyle kontrol edememe” endişesiyle satın almaktan kaçındığı bir teknolojinin, Yunanistan tarafından neden bu kadar büyük bir riskle kabul edildiğini sorguluyor.
Stratejik Hedef Türkiye mi?
Eski Büyükelçi Vasilis Bornovas, sistemin yalnızca Türkiye’ye karşı bir kalkan olarak görülmesinin yanlış olduğunu savunuyor. Bornovas’a göre, Aşil Kalkanı’nın önemli bir bölümü Rusya ve kuzeyden gelebilecek potansiyel tehditlere karşı kurgulanmış durumda. Ancak, Ankara ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin dinamik yapısı göz önüne alındığında, Yunanistan’ın bu sistemle kendini bir “diplomatik çıkmazın” içine sokabileceği ifade ediliyor.
Lefkoşa Üniversitesi’nden Themis Tzimas ise sürecin tamamen şeffaf yürütülmemesini eleştirerek, “ulusal savunmanın çözülmesi” olarak nitelendirdiği bu durumun, kamuoyuna yeterli bilgi verilmeden ilerletilmesinin büyük bir hata olduğunu savunuyor. Yunanistan’ın güvenliğini artırması beklenen sistemin, aksine ülkeyi yeni ve tahmin edilemez risklerle karşı karşıya bırakabileceği endişesi, siyasi çevrelerde yankı bulmaya devam ediyor.



