⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 484
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 21:34
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde 2014 yılında dere yatağında bulunan kemiklerin, 12 yıllık titiz çalışmalar sonucunda Mayıs 2013’te kaybolan Dilek Kalkan’a ait olduğu DNA testiyle kesinleşti.
- Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın dosyayı yeniden açmasıyla HTS kayıtları, hastane verileri ve baz istasyonu analizleri incelenerek 7 şüpheli gözaltına alındı.
- Hakim karşısına çıkarılan şüphelilerden Cuma Kaplan ve Muhyettin Baranlı “kadına karşı kasten öldürme” suçundan tutuklanırken, diğer 5 şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı.
Türkiye’nin adalet mekanizması, yıllar önce karanlıkta kalan bir faili meçhul dosyayı daha aydınlığa kavuşturdu. Diyarbakır ilinin Bismil ilçesinde, 29 Temmuz 2014 tarihinde su seviyesinin çekildiği Tatlıçayır Mahallesi Pamukçayı mevkisinde bulunan insan kemiklerinin sırrı sonunda çözüldü. Aradan geçen 12 yılın ardından, genç kadının ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çok önemli bir eşik aşıldı ve 2 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
12 Yıllık Sır Perdesi DNA Testiyle Aralandı
Olay tarihinde dere yatağında ve çevresinde bulunan kafatası, kemik parçaları ve kıyafetler İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmişti. Yapılan ilk incelemelerde kemiklerin 17-23 yaş aralığında bir kadına ait olduğu tespit edilmiş ancak kimliğine ulaşılamamıştı. 2015 yılında daimi arama kararı verilen dosya, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı tarafından yeniden ele alındı.
Bölgedeki kayıp başvurularını tek tek inceleyen ekipler, Mayıs 2013’te kaybolan Dilek Kalkan’ın ailesinden alınan DNA örneklerini inceledi. Annesi Şağı Kalkan ile yüzde 99,99 oranında uyumlu olduğu saptanan kemiklerin, 19-23 yaş arasındaki Dilek Kalkan’a ait olduğu kesinleşti. Bu gelişme, yurdun dört bir yanında yankı uyandırırken, tıpkı Silivri açıklarında batan geminin yakınında erkek cesedi bulunması gibi toplumsal vicdanı sarsan olayların aydınlatılmasının ne kadar mühim olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
HTS Kayıtları ve Sağlık Raporları Cinayeti Çözdü
Kimliğin tespitiyle birlikte derinleştirilen soruşturmada, Dilek Kalkan’ın kullandığı hatlara ait HTS kayıtları didik didik incelendi. Genç kadının olay öncesinde Cuma Kaplan, Muhyettin Baranlı, S.K., E.K. ve H.A. ile yoğun iletişim kurduğu saptandı. Tanık ifadeleri ve bilgi sahibi beyanları, Dilek Kalkan ile Cuma Kaplan arasında duygusal bir birliktelik olduğunu ve Kalkan’ın hamile kaldığını ortaya koydu. Nitekim hastane kayıtlarında da Kalkan’a olay tarihinden kısa süre önce “gebe” tanısı konulduğu belgelendi.
Bilirkişi tarafından gerçekleştirilen daraltılmış baz istasyonu çalışmalarında, şüphelilere ait telefon sinyallerinin genç kadının kemiklerinin bulunduğu bölgede yoğunlaştığı netlik kazandı. Tıpkı büyükşehirlerdeki güvenlik önlemleri ve operasyonlarda olduğu gibi, güvenlik güçlerinin titiz çalışması sonuç verdi.
7 Şüpheli Gözaltına Alındı, 2 Tutuklama Kararı Çıktı
Elde edilen deliller, Adli Tıp raporları, HTS analizleri ve hastane verileri ışığında Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Diyarbakır İl Jandarma Komutanlığı JASAT ekipleri büyük bir operasyon düzenledi. 11 Eylül’de gerçekleştirilen baskınlarda Cuma Kaplan, Muhyettin Baranlı, S.K., E.K., H.K., H.A. ve F.B. gözaltına alındı.
Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Cuma Kaplan ve Muhyettin Baranlı, ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan kuvvetli şüphe ve delil durumu göz önüne alınarak tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edildi. Nöbetçi hakimlik, her iki şüphelinin de tutuklanmasına hükmetti. Operasyonda gözaltına alınan diğer 5 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ülke genelinde faili meçhul dosyaların üzerindeki kirin pasın silinmesi, benzer suçları planlayanlar için daimi bir gözdağı olmaya devam ediyor.



