⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 405
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 10:09
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Külhöyük kazı alanında, 66 milyon yıl öncesine ait bir Gastropoda (karından ayaklı) fosili gün yüzüne çıkarıldı.
- Keşif, bir dönem Orta Anadolu’yu kaplayan Tetis Denizi’nin bölgedeki varlığına dair somut bir kanıt sunarken, fosilin antik dönem insanları tarafından yerleşime getirilmiş olabileceği düşünülüyor.
- Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsündeki çalışmalar, Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığında bölgenin jeolojik ve arkeolojik tarihini aydınlatmaya devam ediyor.
Ankara, arkeoloji dünyasını heyecanlandıran devrim niteliğinde bir keşfe ev sahipliği yapıyor. Gölbaşı ilçesinde yer alan ve 5 bin yıllık Hatti ve Hitit medeniyetlerinin izlerini taşıyan Külhöyük kazılarında, insanlık tarihinin çok daha ötesine, yaklaşık 66 milyon yıl öncesine uzanan bir bulguya ulaşıldı. Bölgede bulunan Gastropoda fosili, “Ankara’da deniz mi vardı?” sorusunu bilimsel bir gerçekliğe dönüştürdü.
Tetis Denizi’nin Orta Anadolu’daki İzi
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un sosyal medya hesabından duyurduğu bu nadir keşif, Orta Anadolu’nun jeolojik geçmişine dair kritik ipuçları barındırıyor. Yaklaşık 250 milyon yıl önce şekillenmeye başlayan ve dünya genelinde birçok medeniyete ev sahipliği yapan toprakların altında yatan Tetis Denizi, bu fosil sayesinde yeniden gündeme geldi. Uzmanlar, bulunan fosilin bu kadim denizin son evrelerine ait olduğunu belirtiyor.
Dünyanın dört bir yanındaki iklimsel ve jeolojik değişimler her geçen gün daha fazla merak uyandırırken, Ağrı Dağı’ndaki buzul erimeleri gibi güncel çevresel sorunlar, geçmişin izlerini sürmenin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Külhöyük’teki bu bulgu, bölgenin sadece bir yerleşim yeri değil, aynı zamanda milyonlarca yıllık bir doğa tarihi müzesi olduğunu kanıtlıyor.
Fosil Neden Külhöyük’te Bulundu?
Arkeologlar için en merak uyandırıcı soru, 66 milyon yıllık bir deniz canlısı fosilinin nasıl olup da 5 bin yıllık bir Hitit kentinde bulunduğu oldu. Bakan Ersoy’un açıklamalarına göre, fosilin antik dönemde yerleşim sakinleri tarafından bir “değerli nesne” veya “hatıra” olarak kazı alanına taşınmış olması oldukça muhtemel. Bu durum, antik toplumların doğaya ve geçmişe olan ilgilerine dair yeni bir kapı aralıyor.
Külhöyük kazıları, sadece fosillerle değil, yakın zamanda bulunan 4 bin yıllık Hitit kabı ve içindeki Sevgi Çiçeği tohumları gibi bulgularla da Türkiye’nin kültürel mirasına büyük katkı sağlıyor. Bakanlık tarafından yürütülen bu titiz çalışmalar, Türkiye’nin kültürel ve sanatsal derinliğini gözler önüne seriyor.
Bilimsel Çalışmalar Hız Kesmiyor
Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde sürdürülen çalışmalar, Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığındaki uzman bir ekip tarafından yürütülüyor. Ankara Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen kazılar, bölgenin katmanlı yapısını ortaya çıkararak hem jeolojik hem de arkeolojik verileri birleştiriyor. Bu keşif, Ankara’nın sadece bir başkent değil, aynı zamanda milyonlarca yıllık bir coğrafi hafızanın merkezi olduğunu bir kez daha tescillemiş oldu.



