⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 403
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 12:11
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde planlanan Madran Dağı RES projesine verilen “ÇED Olumlu” kararı, Danıştay tarafından hukuka aykırı bulunarak bozuldu.
- Bilirkişi raporundaki jeolojik, çevresel ve arkeolojik olumsuz tespitlerin yerel mahkemece göz ardı edilmesi, kararın bozulmasındaki temel etken oldu.
- Danıştay 4. Dairesi, projenin çevresel etkilerinin yeterince değerlendirilmediğine hükmederek süreci yeniden yargılamaya taşıdı.
Aydın’ın doğa harikası bölgelerinden biri olan Bozdoğan ilçesindeki Madran Dağı, enerji projeleri ile çevre koruma dengesi arasındaki hukuk mücadelesinde yeni bir dönemece girdi. Akfen Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş. tarafından planlanan sekiz türbinli rüzgar enerji santrali (RES) ve elektrik depolama tesisi projesi için verilen “ÇED Olumlu” kararı, Danıştay’ın müdahalesiyle iptal yoluna girdi.
Bilirkişi Raporu Neden Yok Sayıldı?
Akçay Havzası ve Madran Dağı Çevre Koruma Derneği tarafından açılan davada, Aydın 2. İdare Mahkemesi daha önce davanın reddine karar vermişti. Mahkeme, projenin ülke ekonomisine sağlayacağı katkıyı “kamu yararı” olarak nitelendirmiş ve çevresel etkilerin kabul edilebilir seviyede olduğunu savunmuştu. Ancak Danıştay 4. Dairesi, yapılan temyiz incelemesinde bu gerekçeyi yetersiz buldu.
Dava dosyasında yer alan bilirkişi raporu, projenin bölgeye vereceği zararları çok boyutlu bir şekilde ortaya koyuyordu. Uzmanlar; fay hatlarının raporda eksik gösterildiğini, endemik bitki türlerinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ve arkeolojik kalıntıların tehdit altında bulunduğunu vurgulamıştı. Günümüzde yapay zeka devriminde fren sinyali yaşanırken, doğa projelerinde de benzer bir “fren” mekanizmasının hukuk eliyle devreye girmesi dikkat çekici bulundu.
Çevresel ve Tarihsel Riskler Görmezden Gelinemez
Bilirkişi heyetinin raporuna göre, T1 türbininin sadece 150 metre yakınında Hellenistik ve Erken Roma dönemlerine ait paha biçilemez taş yol ve duvar kalıntıları bulunuyor. Ayrıca, türbinlerin konutlara olan yakınlığı ve orman bütünlüğünün bozulması, bölge halkının uzun süredir dile getirdiği endişeler arasındaydı. Yaşanan bu gelişmeler, vatandaşların stres anında bedeni sakinleştiren etkili ve hızlı teknikler arayışına girmesine neden olan gergin bir süreci de beraberinde getirdi.
Danıştay 4. Dairesi, tüm bu bilimsel verilerin ışığında, çevresel etkilerin “kabul edilebilir” seviyede olduğuna dair İdare Mahkemesi hükmünün hukuki dayanaktan yoksun olduğuna karar verdi. Bu bozma kararı, bölgedeki çevre savunucuları tarafından “doğa lehine kazanılmış kritik bir zafer” olarak yorumlanıyor.
Süreç Nasıl İlerleyecek?
Danıştay’ın bozma kararının ardından Aydın 2. İdare Mahkemesi, dosyayı yeniden ele alacak. Mahkemenin, bilirkişi heyetinin tespitlerini bu kez esas alarak yeni bir karar vermesi bekleniyor. Öte yandan, CHP’den kritik hamle ile gündeme gelen yargısal süreçler gibi, bu dosyanın da Türkiye’deki çevre hukuku içtihatları açısından emsal teşkil etmesi öngörülüyor.



