⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 369
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 11:50
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın başbakanları, Londra’daki merkezi Westminster hükümetine karşı tarihi bir “self-determinasyon” mutabakat zaptı imzaladı.
- Liderler, Whitehall’un ekonomik modelini reddederek, geleceğin Avrupa Birliği ile şekillenmesi gerektiğini ve anayasal değişim için planlama yapılması çağrısında bulundu.
- İskoçya Başbakanı John Swinney, referandum süreçlerinin önündeki engellerin kaldırılmasını talep ederek, mevcut merkezi yönetim döneminin sona erdiğini ilan etti.
Birleşik Krallık siyasi tarihinde eşine az rastlanır bir dönüm noktası yaşanıyor. Pazartesi günü Cardiff’te bir araya gelen İskoçya Başbakanı John Swinney, Galler Başbakanı Rhun ap Iorwerth ve Kuzey İrlanda Başbakanı Michelle O’Neill, merkezi Londra yönetimine karşı adeta bir cephe oluşturdu. Birleşik Krallık’ta Deprem: İskoçya, Galler ve İrlanda’dan Ayrılık İmzası olarak tarihe geçen bu mutabakat zaptı, Westminster üzerindeki baskıyı zirveye taşıdı.
“Westminster’ın Devri Kapandı”
İmza töreninde konuşan liderler, ortak bir dille “Westminster’ın devri kapanıyor” mesajını verdi. Sinn Féin Başkanı Mary Lou McDonald’ın da destek verdiği zirvede, Londra’nın uyguladığı ekonomik modelin “bozuk” olduğu vurgulandı. Liderler, kendi uluslarının geleceğinin Avrupa Birliği ile entegre bir yapıda olduğunu savunarak, bağımsızlık yolunda atılacak adımların ciddiyetini ortaya koydu.
Anayasal Değişim ve Referandum Çağrısı
Haberin detaylarında dikkat çeken en kritik nokta, anayasal değişim talebi oldu. John Swinney, halkın kendi geleceğini belirleme hakkının engellenemez bir insan hakkı olduğunu savunurken, Meclis’teki tartışmalara atıfta bulunarak Birleşik Krallık’ın mevcut yapısının sürdürülemez olduğunu ifade etti. Swinney, Kuzey İrlanda için geçerli olan referandum şartlarının İskoçya için de emsal teşkil etmesi gerektiğini savundu.
Siyasi analistlere göre, bu deklarasyon sadece sembolik bir imza değil, aynı zamanda Birleşik Krallık’ın dağılma sürecine dair somut bir yol haritası niteliği taşıyor. Liderler, enerji kaynakları ve ekonomik büyüme gibi stratejik alanlarda Westminster’dan bağımsız bir iş birliği ağı kuracaklarını duyurdu.
Ekonomik ve Siyasi Gelecek
Bölgesel liderler, “Hiçbir Westminster hükümetinin demokrasiyi engellemeye hakkı yoktur” diyerek, kendi uluslarının kaderini tayin etme hakkını uluslararası hukuka dayandırdı. Bu durum, İngiltere’nin önümüzdeki yıllarda ciddi bir anayasal krizle karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor. İş dünyası ve girişimcilik ekosistemi de bu siyasi belirsizliğin yatırımlar üzerindeki olası etkilerini yakından takip etmeye başladı.
Rüzgarın artık değişimden yana estiğini belirten liderler, ortak bir uzmanlık havuzu oluşturarak, birbirlerinin deneyimlerinden faydalanacaklarını ve “eşit uluslar” prensibiyle hareket edeceklerini taahhüt ettiler.



