⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 410
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 07:46
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- İsrail merkezli savunma şirketleri, Avrupa Birliği’nin 150 milyar euroluk SAFE savunma fonuna erişmek amacıyla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde üretim tesisleri kurmayı planlıyor.
- Şirketlerin temel stratejisi, “Made in EU” etiketiyle AB savunma tedarik zincirine dahil olarak, birlik dışı üretim kısıtlamalarını aşmak ve finansal teşviklerden pay almak.
- Rum yönetimine tahsis edilen 1,2 milyar euroluk fon ve İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un temasları, bu askeri iş birliği projesinin somutlaştığını gösteriyor.
Doğu Akdeniz’de jeopolitik dengeleri sarsacak yeni bir hamle gündeme geldi. Avrupa Birliği’nin savunma harcamalarını artırmak için hayata geçirdiği 150 milyar euroluk SAFE (Savunma Sanayii Destekleme Programı), İsrail’in dev savunma şirketlerinin radarına girdi. Gelen son bilgilere göre, İsrailli üreticiler üretim üslerini Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne taşıyarak Avrupa pazarında “yerli üretici” statüsü kazanmayı hedefliyor.
“Made in EU” Etiketiyle AB Pazarına Giriş
İsrail savunma sanayisinin Avrupa’daki bu hamlesi, tamamen finansal ve stratejik bir hesap üzerine kurulu. Avrupa Komisyonu, SAFE programı kapsamında satın alınan savunma sistemlerinde, kullanılan parçaların en az yüzde 65’inin AB veya uygun Avrupa ülkelerinden tedarik edilmesini şart koşuyor. Bu kural, AB dışı ülkelerden gelen bileşenlerin payını yüzde 35 ile sınırlandırıyor.
İsrailli şirketler, Güney Kıbrıs’ta kuracakları fabrikalar sayesinde “Made in Israel” damgalı ürünler yerine, Avrupa topraklarında üretilmiş “Made in EU” etiketli sistemlerle ihalelere girmeyi planlıyor. Bu sayede, Avrupa savunma tedarik zincirine doğrudan dahil olmaları kolaylaşacak.
Herzog ve Hristodulidis Görüşmesinde Savunma Gündemi
İddialar, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un geçtiğimiz hafta Lefkoşa’da Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis ile yaptığı görüşmenin ardından daha da güçlendi. Rum basınında çıkan haberlere göre, iki lider arasındaki görüşmede savunma sanayisindeki iş birliği ve üretim tesisleri konusu masaya yatırıldı. Güney Kıbrıs, SAFE kapsamında 1,2 milyar euro kredi imkanına sahip ve bu fonun bir kısmı çoktan kullanılmaya başlandı.
Bölgedeki bu hareketlilik, tıpkı Hürmüz Boğazı’nda sıcak saatler yaşanırken olduğu gibi, uluslararası güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiğini gösteriyor. Savunma sanayisindeki bu entegrasyon, bölgedeki mevcut askeri denklemi de kökten değiştirebilir.
Ekonomik ve Askeri Bir Satranç
Dünyada gündem hızla değişirken, Türkiye’de de farklı sektörlerde benzer ekonomik dengeler dikkat çekiyor. Örneğin, motorine dev zam kapıda haberleri vatandaşın alım gücünü etkilerken, savunma sanayisindeki bu devasa fon arayışları, devletler arası ilişkilerde yeni bir “savunma diplomasisi” döneminin başladığını kanıtlıyor. İsrail’in Avrupa’daki varlığını güçlendirme çabası, sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir manevra olarak da okunuyor.
Öte yandan, Avrupa Birliği’nin bu duruma nasıl bir tepki vereceği ve İsrailli şirketlerin “AB menşeli” sayılma kriterlerini ne ölçüde karşılayacağı önümüzdeki günlerde netleşecek. Ancak görünen o ki, Doğu Akdeniz’de savunma sanayii odaklı yeni bir üretim merkezi kurulması yönündeki adımlar atılmış durumda.



