⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 418
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 15:16
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- ABD-İran çatışma atmosferi, Körfez ülkelerinin dış politikasını ve ekonomik dengelerini yerle yeksan etti; petrol varil fiyatı 108 dolara tırmandı.
- Husilerin Bab-ül Mendep boğazında ve Kızıldeniz’de inisiyatifi ele geçirmesi, Suudi Arabistan’ın petrol sevkiyatını durma noktasına getirdi.
- ABD Başkanı Trump, bölgede yeni bir cephe açılmasını istemediği için Suudi Arabistan’ın askeri müdahale taleplerine şimdilik mesafeli yaklaşıyor.
Körfez ülkelerinin parıltılı diplomatik yaldızları, bölgedeki artan askeri gerilimle birlikte hızla dökülüyor. Birkaç yıl önce Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da kendi politikalarını dayatma iddiasında olan güçler, bugün adeta tüm cephelerde köşeye sıkışmış durumda. Devlet fonlarının sağladığı ekonomik destekle ayakta kalmaya çalışan bu ülkeler, petrolden elde ettikleri devasa gelirlerle şekillendirdikleri hayal aleminden sert bir şekilde uyandılar.
Libya’da yaşanan kayıpların ardından şimdi de Basra Körfezi’nde benzer bir darbe alan bölge ülkeleri, petrol gelirlerindeki düşüşün yarattığı panikle ne yapacağını bilemez halde. Son çare olarak devreye sokulan alternatif boru hatları da bu hafta itibarıyla krizi çözmekten oldukça uzak kaldı. Şubat ayında 70 dolar civarında seyreden brent petrolün varili, yaşanan krizlerin etkisiyle bu hafta sonu 107-108 dolar bandına kadar tırmandı.
Bab-ül Mendep’te Kontrol Husilerin Elinde
Kızıldeniz kıyı şeridi, Mokha şehri ve Meyyun adasının Husilerin kontrolüne geçmesiyle birlikte stratejik öneme sahip Bab-ül Mendep boğazında inisiyatif tamamen değiştirdi. Deniz ticaretinin can damarı olan bu bölgede artık Husilerin sözü geçerken, Irak’taki Şii grupların Doğu-Batı Boru hattına yönelik gerçekleştirdiği hamleler Suudi Arabistan’ın petrol ihracatını neredeyse tamamen durma noktasına getirdi. Öte yandan küresel enerji piyasalarındaki bu çalkantılar, tıpkı İran’dan Hürmüz Boğazı Hamlesi: 77 Gemi Yaptırım Listesinde! haberinde olduğu gibi bölgedeki sevkiyat güvenliğini daimi bir risk altına sokuyor.
Husilere karşı on yılı aşkın süredir sürdürülen ve milyarlarca dolarlık Amerikan yapımı silah, uçak ile mühimmatın kullanıldığı mücadelede Riyad yönetiminin arzulanan zaferi elde edememesi dikkat çekiyor. Uzmanlar, askeri başarıların sadece para ve son teknoloji silâhlarla değil; stratejik akıl ve insan gücüyle kazanılacağı gerçeğinin nihayet fark edildiğini belirtiyor.
Trump’tan Riyad’a: Yeni Cephe Yok
Amerikan basınına yansıyan kulis bilgilerine göre; Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Washington’dan Husilere yönelik doğrudan hava saldırısı düzenlenmesini talep etti. Ancak yaklaşan seçimler nedeniyle yeni bir bataklığa saplanmak istemeyen ABD Başkanı Donald Trump bu talebe olumlu yaklaşmadı. Seçim kampanyası sürecinde mevcut dış politika krizlerini dahi sonlandırmakta zorlanan Beyaz Saray, Yemen’deki hassas dengeleri bozacak fevri adımlardan kaçınıyor.
Yemen’deki iç savaşın kökenleri ve Husilerin bölgedeki kararlı duruşu göz önüne alındığında, yapılacak olası ateşkeslerin pamuk ipliğine bağlı olduğu net bir şekilde görülüyor. Tıpkı Ankara’dan Atina’ya Kurtuluş Savaşı Tepkisi: Aklıselim Çağrısı örneğinde olduğu gibi, bölgedeki aktörlerin de rasyonel ve aklıselim politikalar izlemesi hayati önem taşıyor.



