⏱️ Okuma Süresi: 2 dk
📝 Kelime: 422
🕐 Son Güncelleme: 14.09.2026 15:37
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Emekli Tuğgeneral Dr. Naim Babüroğlu, Yunanistan’ın Ege adalarındaki askeri varlığını ve silahlanmasını artırdığını belirterek kritik bir uyarıda bulundu.
- Atina’nın F-35, Rafale, füze ve hava savunma sistemleriyle Ege’deki gayri askeri statüdeki adalarda tümen ve tugay düzeyinde yığınak yaptığı vurgulandı.
- Türkiye’nin Lozan ve Paris antlaşmalarına dayanan diplomatik tezleri karşısında Atina’nın savunma tedbirlerini meşru gösterme çabası bölgedeki tansiyonu artırıyor.
Emekli Tuğgeneral ve askeri strateji uzmanı Dr. Naim Babüroğlu, Yunanistan’ın son dönemde hız verdiği silahlanma programı ve Ege adalarındaki askeri yığınağı konusunda çok sert uyarılarda bulundu. Sosyal medya platformu üzerinden dikkat çeken açıklamalara imza atan Babüroğlu, Atina yönetiminin uluslararası hukuka ve antlaşmalara aykırı adımlarını gözler önüne serdi.
Ege Adalarındaki Askeri Varlık Tehdit Boyutunda
Türkiye’ye yakın konumdaki adalarda asker, ağır silah, radar, füze ve hava savunma sistemlerinin hızla artırıldığına işaret eden Babüroğlu, meselenin artık yalnızca “adalardaki asker sayısı” üzerinden okunmaması gerektiğini ifade etti. Stratejik uzman, adaların tamamen birer füze, İHA ve ağır silah üssüne dönüştürüldüğünün altını çizdi.
Bu bağlamda dünyadaki askeri ve jeopolitik dengeler değişirken, örneğin Fransa’dan Hürmüz Boğazı İçin Alternatif Enerji Güzergahı Çağrısı gibi küresel hamlelerin yanı sıra, Avrupa’nın Akdeniz ve Ege’deki güç dengelerini etkileyen silah tedarikleri de yakından takip ediliyor. Atina, Batılı müttefiklerinin desteğiyle askeri kapasitesini katlıyor.
Rodos’tan Midilli’ye Geniş Çaplı Yığınak
Babüroğlu’nun paylaştığı detaylara göre; Rodos, Midilli, Sakız, Sisam ve İstanköy gibi stratejik önemdeki adalarda tümen veya tugay seviyesinde askeri komutanlıklar kurulmuş durumda. Ayrıca Leros, İkarya, Patmos, Meis ve Karpathos gibi adalarda da çok sayıda askeri birliğin aktif olarak konuşlandırıldığı biliniyor. ABD yapımı M1117 zırhlı araçların, askersizleştirilmesi gereken Midilli ve Sisam gibi adalara sevk edilmesi ise sahada fiili bir durum yaratma çabası olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, küresel ekonomik ve finansal piyasalardaki dalgalanmalar sürerken, yatırımcılar ve merkez bankaları da olası krizlere karşı önlem alıyor. Tıpkı ECB’den Enerji Krizi Uyarısı: Yeni Faiz Artışları Kapıda mı? haberinde olduğu gibi, bölgesel güvenlik ve enerji hatlarının güvenliği de jeopolitik risklerin merkezinde yer alıyor.
Uluslararası Antlaşmalar ve Türkiye’nin Tezleri
Türkiye Cumhuriyeti uzun yıllardır Doğu Ege adalarının statüsünün 1923 Lozan Antlaşması ve On İki Ada’nın statüsünün 1947 Paris Barış Antlaşması ile kesin olarak sınırlandırıldığını savunuyor. Dışişleri Bakanlığı’nın resmi tezine göre; Lozan’ın 13. maddesi Midilli, Sakız, Sisam ve İkarya’da deniz üssü kurulmasını, tahkimat yapılmasını açıkça yasaklıyor.
Ancak Atina yönetimi bu hukuki gerçekleri reddederek, savunma tedbirlerini kendi egemenlik hakları çerçevesinde meşru gördüğünü savunmaya devam ediyor. Yunanistan’ın ABD’den Patriot sistemleri alması, 2028 yılına kadar F-35 savaş uçaklarını envanterine katma planları ve Fransa ile İsrail’den sağlanan askeri mühimmat desteği Ege’deki güç dengesini doğrudan tehdit ediyor.



