⏱️ Okuma Süresi: 3 dk
📝 Kelime: 501
🕐 Son Güncelleme: 15.09.2026 21:44
📌 Öne Çıkan Başlıklar
- Avrupa Parlamentosu’nda, İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Ceuta’da yaşanan kitlesel göçmen geçişleri nedeniyle siyasi gruplar arasında sert bir tartışma çıktı.
- 30-31 Temmuz tarihlerinde yaklaşık 80 bin kişinin sınırı geçtiği ve 150’den fazla kişinin hayatını kaybettiği olay, EPP ile S&D gruplarını karşı karşıya getirdi.
- Sosyalistler İspanyol hükümetini savunurken, merkez sağ EPP Başbakan Pedro Sánchez’i göçü engelleyememekle suçladı ve kriz derinleşti.
Brüksel, Belçika — Avrupa Parlamentosu’nda salı günü Ceuta’daki durum üzerine düzenlenen kapsamlı oturum, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’i destekleyen ana siyasi gruplar arasında sert bir iç hesaplaşmaya dönüştü. Kritik tartışma, von der Leyen’in büyük önem taşıyan “Birliğin Durumu” konuşmasından yalnızca bir gün önce gerçekleşti ve Avrupa’daki göç politikalarının kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Merkezci çoğunluğun temelini oluşturan iki büyük siyasi güç olan Avrupa Halk Partisi (EPP) ile Sosyalistler ve Demokratlar (S&D), 30-31 Temmuz tarihlerinde İspanya’nın Kuzey Afrika’daki egemen toprağı Ceuta’ya yaşanan kitlesel göçmen geçişlerinin ardından karşı karşıya geldi. Söz konusu iki günlük kritik süreçte yaklaşık 80 bin kişinin düzensiz yollarla sınırı geçtiği, 150’den fazla kişinin ise trajik bir şekilde hayatını kaybettiği bildirilmişti.
Sosyalistlerden EPP’ye “İstismar” Suçlaması
Parlotodaki oturumda söz alan Sosyalistlerin lideri Iratxe García Pérez, merkez sağ EPP’yi doğrudan hedef aldı. Pérez, yaptığı sert konuşmada, “EPP, bir aydan uzun süredir Ceuta’yı yalnızca İspanyol hükümetine saldırmak amacıyla istismar ediyor,” ifadelerini kullandı. S&D milletvekilleri, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez hükümetinin arkasında dururken, diğer AB üye ülkelerini İspanya ile yeterli düzeyde dayanışma göstermemekle suçladı.
Öte yandan, küresel ve bölgesel krizlerin gölgesinde şekillenen bu siyasi gerilim, Avrupa genelindeki güvenlik ve dış politika dengelerini de sarstı. Benzer şekilde, uluslararası arenada yaşanan stratejik hamleler ve savunma sanayisinde devrim niteliğindeki gelişmeler, Brüksel’deki entagrasyon tartışmalarını daha da karmaşık hale getiriyor. Avrupa ülkeleri, düzensiz göç dalgaları ve sınır güvenliği konularında ortak bir konsensüs sağlamakta zorlanırken, ulusal çıkarlar ile birlik ruhu arasındaki çatışmalar derinleşiyor.
İtalya ve Roma Yönetimi Hedefte
Tartışmanın bir diğer cephesini ise İtalyan hükümetine yönelik eleştiriler oluşturdu. Bazı sol milletvekilleri özellikle İtalya’yı hedef alarak, Roma yönetiminin İspanya ile hava ve deniz sınırlarında yeniden uygulamaya koyduğu kontrolleri 15 gün daha uzatmasını eleştirdi. İtalyan Sosyalist milletvekili Sandro Ruotolo, Roma’yı göç konusunda çifte standart uygulamakla suçlayarak, “Meloni Lampedusa için dayanışma istedi, Ceuta söz konusu olduğunda ise dayanışmayı reddediyor,” şeklinde konuştu.
Merkez Sağdan Sánchez’e Ağır Eleştiriler
Buna karşılık EPP milletvekilleri, eleştiri oklarını doğrudan Başbakan Pedro Sánchez’e çevirdi. İspanyol hükümetini kitlesel göçmen akınını engelleyemeyerek Avrupa topraklarının “istilasına” izin vermekle suçlayan merkez sağ kanat, Madrid üzerindeki baskıyı artırdı. Bu ayın başlarında basına sızan bir İspanyol polis raporunun, Fas güçlerinin göçmenleri Ceuta’ya doğru yönlendirmede rol oynadığını öne sürmesi, EPP’nin hükümete yönelik argümanlarını daha da güçlendirdi.
İspanyol EPP milletvekili Dolors Montserrat, kürsüden yaptığı sert değerlendirmede, “Polis onu uyardı. İstihbarat servisleri raporlar gönderdi. Sánchez bunları biliyordu ve 25 günlüğüne tatile çıktı,” diyerek hükümetin kriz yönetimini ve göç politikasını topa tuttu.
Yaşanan bu siyasi kriz, sadece Akdeniz hattındaki göç dinamiklerini değil, aynı zamanda Avrupa’nın gelecekteki sınır güvenliği stratejilerini de doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bölgedeki tansiyonun düşmemesi durumunda, Avrupa’daki siyasi dengelerin ve koalisyon yapıların ciddi bir testten geçeceğini belirtiyor.



